Thursday, May 21, 2009

PROFİTEROL

Evet uzun bir aranın ardından açılışı güzel bir tatlıyla yapalım. Umarım artık düzenli yazabilirim. Aslında çok tatlı yemeyen biri olarak bu dört ayı gözlerim heryerde tatlı arayarak geçirdi. Durum böyle olunca da yeni tarifler denendi. Beğenilenler resimlenip kaydedildi:)) Bu tarif Oktay Usta'ya ait. Yapımı çok kolay ama sonuç süper lezzetli. Sizde profiteröl severseniz mutlaka deneyin derim. Bu ölçülerle 80-90 adet profiteröl hamuru çıkıyor. Yani üç tepsi kadar. Çünkü kabarma payını düşünüp iki cm aralıklarla sıkmak gerekiyor. Hamur fazla gelirse pişirip buzdolabında 3-4 gün derin dondurucuda aylarca saklayabilirsiniz. Ama fazla geleceğini sanmam bizim evde bir akşamda bitti:)) Krema ölçüsü tam geliyor fakat çikolata sosu iki ölçü yapmakta fayda var.
MALZEMELER:
Hamuru için:
1,5 su bardağı su
1,5 su bardağı un
100 gr tereyağ ya da margarin
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 tutam tuz
4 adet yumurta
Kreması için:
Yarım litre süt
4 çorba kaşığı un
1 su bardağı toz şeker
1 poşet toz şanti
Üzeri için:
1 paket çikolata sosu
Yarım litre süt
YAPILIŞI: Tencereye su,yağ,tuz ve şekeri koyup ocağa koyun. Kaynamaya başlayınca azar azar un ekleyerek karıştırın. Unun tamamını ekleyince tahta kaşıkla hızlı hızlı karıştırarak kısık ateşte pişirin. Pişen hamuru kenara alıp soğumaya bırakın. Ara sıra karıştırarak soğumasını sağlayın. Elinizin dayanacağı sıcaklığa gelince içine tek tek yumurtaları ekleyin. Her kırdığınız yumurtayı mikserle hamura iyice yedirmeden diğerini kırmayın. Hamur kekten daha sert ama kurabiyeden yumuşak yapışkan bir hal alıyor. Sıkma torbasına hamuru doldurup yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine küçük toplar halinde sıkın. Önceden ısıtılımış 150 derecelik fırında 50-60 dakika yani hamurlar kabarıp kızarana kadar pişirin. Hamuru pişirirken fırını asla açmayın. Pişen hamurları fırını kapatıp soğuyana kadar fırından çıkarmayın. Yoksa hamur çökebilir. Diğer yandan krema malzemelerini tencereye koyup muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Mikserle çırpıp havalandırın ve dolaba kaldırın. İyice soğudukça krema koyulaşıp kıvama gelecektir. Kremayı sıkma torbasına boşaltın. Pişirdiğiniz hamurları torbanın ucu ile bastırıp delin ve krema ile doldurun. Hamur kremayı ittiğinde dolmuş demektir. Hazır çikolata sosunu tarifine göre pişirin. Ilınınca hazırladığınız hamurların üstüne döküp hemen servis yapın. Yoksa hamurlar yumuşayabilir.
PÜF NOKTALARI:
1.Hamura koyacağınız yumurtalar mutlaka oda ısısında olmalı.
2.Yumurtaları hamur iyice soğuyunca ekleyin
3.Yumurtaları iyice hamura yedirmeden bir diğerini eklemeyin.
4. Fırın mutlaka ısıtılmış olmalı
5.Hamurlar pişine kadar fırının kapağını asla açmayın.
6.Pişme işlemi bitince fırını kapatın ve hamurları içinde 15-20 dakika soğumaya bırakın. Bu süre sonunda fırının kapağını
açın.

AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!

Saturday, March 21, 2009

BİZ GELDİİİİK!!!!!!!!!!!

Eveeeet sonunda döndüm ama yanlız değil. Artık küçük oğlumda hayatımıza eşlik ediyor. Benim sabırsız oğlum 18 Ocak'ta 37 haftalık olarak dünyaya geldi. Çok şükür sağlıklı bir bebek olarak doğdu,ikimizde zor günler geçirdik ve sonunda atlattık çok şükür. Şimdilik gaz problemiyle boğuşuyoruz. Onuda bitirince yeni tariflerle burada olmayı umuyorum. Allahım bunca zaman sonra küçük bir bebekle ilgilenmek ne kadar zormuş. İnsan annesinin kıymetini birkez daha anlıyor:)) İlk bebeğimde annem bakmıştı üç ay oğluma. Ben bu zor zamanlarını hiç hatırlamıyorum onun.. Çünkü sadece emziriyor ve kaçıyordum. Annem bana süt anne diyordu:)) Şimdi anlıyorum ne kadar zor olduğunu. Boşuna dememişler ana gibi yar olmaz diye. Öyle arıyor,öyle özlüyorum ki anlatamam. Kaç gündür ıspanaklı börek istiyor canım. Ama fırsat bulup yapmak ne mümkün. Rahmetli anacım olsa çoktan yollardı kargoya verip ... Aman neyse ben sadece oğlumun doğuşunu haber vermeye gelmiştim sizi de üzmeden gideyim artık. En yakın zamanda görüşmek üzere......
sevgiler.....

Tuesday, October 14, 2008

TAHİNLİ FINDIKLI KURABİYE

Artık hepiniz gelip gidememe sebebimi biliyorsunuz. Arayan soran herkese teşekkür ederim. Beni unutmadınız. Ben sizi merakta bıraktığım ,dönüp cevap yazamadığım halde siz güzel yorumlar yazmaya devam ettiniz. İyiki varsınız.... Şaka maka derken gebeliğimizin 6 ayını geride bıraktık.Kısaca kendimi ve yeni oğluşumu anlatayım size. Yaklaşık 1,5 aydır öksürüyorum. İlk başlarda ilaç kullanmamak için inat edince hastalığım ilerledi gitti. Nefes alamaz hatta yürüyemez hale geldim. Öksürmek kaslarımı o kadar yıprattı ki bacaklarımı hareket ettirip yürümek işkence haline geldi. Bu kadar ilerleyene kadar doktora niye gitmedin demeyin gittim verdiği ilaçlarıda kullandım ama bana mısın demedi:((( Daha sonra başka doktorlara da gittim. Şimdi üçüncü tur ilaçlarımı kullanıyorum. Neredeyse zatürre olacakmışım. Şimdi kutu kutu ilaçlarla iyileşmeye çalışıyorum. Allahtan bebeğim bu durumdan etkilenmedi. Normal bir şekilde ilerliyor ama öksürük çocuğu o kadar sarstı ki durmadan hareket ediyor. 6 ayımızı 3 kilo gibi küçük bir artışla geride bıraktık. Bu hafta yarım kilo daha vermişim ama umarım en kısa zamanda düzelir ve normale dönerim. Bu gün kendimi iyi hissedince arkadaşlarıma yeni tarif yazacağıma söz verdim. Şimdi siz aylar sonra insan sadece bir kurabiyeyle mi döner diye düşünebilirsiniz ama istek alan bir tarifti:))) Tarifin aslı çilekli.blogspot.com a ait. O haliyle bile mükemmel lezzette bir kurabiye ama ben kavrulmuş fındık tadını çok sevdiğim için yumurta akı ve kırılmış fındığa buladım. Evdekiler parmaklarını yedi:)) Bir tepsi o gece bitmişti...Unutmadan ben yarım ölçü hazırladım ve bir tepsi kurabiye elde ettim. Yani bereketli bir kurabiye. Ama siz siz olun çok yemeyin çünkü boooool kalorili ama hakkını verecek kadar da lezzetli.
MALZEMELER:
1 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı pudra şekeri
1 su bardağı tahin
1’er paket kabartma tozu ve vanilya
Aldığı kadar un(ortalama 5-5,5 bardak)
Üzeri için yumurta akı ve iri kırılmış fındık
YAPILIŞI:
Yumurta akı ve fındık hariç diğer malzemeleri iyice karıştırıp kurabiye hamurunu elde edin. Fırın tepsisine yağlı kağıt serin. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elinizle yuvarlayın. Üzerine hafif bastırıp önce yumurta akına sonra fındığa batırarak tepsiye aralıklı olarak dizin. 175 derece ısıtılmış fırında hafif pembeleşene kadar pişirin.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!
NOT:Ölçüler 2 büyük fırın tepsisi içindir.

Tuesday, July 15, 2008

:))))

Biliyorum çoook uzun bir ara oldu. Hergün merak eden arkadaşlarım yorumlar bırakıyor ama ben kimseye gidip teşekkür edecek hali bele kendimde bulamıyorum. Yok yok merak etmeyin hasta falan değilim:)) Sadece Atasofrası ailesi büyümeye karar verdi. Şu anda yaklaşık 10 haftalık olan bebeğimiz sadece peynir yemeyi ve uyumayı seviyor. Doğal olarak annesi de... Hormonlarımdaki değişiklikler beni sersem gibi yapıyor ve bulduğum her fırsatta uyumayı tercih ediyorum. Hatta gözümü açamıyorum denebilir:)) Pc başına oturmakta doğal olarak hayal oluyor. Bazen açıp sayfalarınıza bakıyorum ama en fazla 10 dakika ve bir yorum kadar sürüyor. O yüzden hepinizden özür diliyorum. Umarım bu süre çok uzun olmaz ve ben eski enerjimle burada olurum. Bu arada üç ay önce ne sıkıntılarla yazdığım geçici görevim bu cuma bitiyor. Farkında olmadan yeni iş arkadaşlarıma da çook alışmışım. Biraz burukluk yaşıyorum şu an. Burada çok güzel insanlarla tanıştım,çok iyi insanlarla karşılaştım. Çok güzel şeyler öğrendim. Belkide ilk defa gerçekten bir laboratuvar teknisyeni gibi çalıştım:)) Ah ahh birde şu nöbetler olmasaydı:))) Buda ne demek oluyor başlangıçta boşyere kendimi üzmüş boşyere sıkıntıya sokmuşum. Gerçekten her işte bir hayır varmış ve ön yargılı olmamak gerekiyormuş. Umarım onlarda benim kadar memnun kalmıştır. Umarım hayal kırıklığı yaratmamışımdır:)) Neyse lafı daha fazla uzatmadan yeni ve güzel tariflerle aranıza dönmeyi diliyorum. Lütfen gelip gitmiyorum diye beni unutmayın. Güzel yorumlarınızı bekliyorum......

Tuesday, June 10, 2008

HİNDİSTAN CEVİZLİ KARTOPU

Portakal ağacının ünlüüü hindistan cevizli kartopları. Çok uzun zamandır denemek istiyordum günüme nasip oldu. Gerçekten güzel bir tarif. Herkes çok begendi bütün gece tarif verdim:)) Yanlız tarifte toz şeker kullanılmış ama şeker erimediği için yerken çıtır çıtır hissediliyor. O yüzden bir daha denediğimde pudra şekeri yada robotta çektiğim toz şekeri kullanmayı düşünüyorum. Sonucunu yazarım bakalım formunda bir değişiklik olacak mı:))
MALZEMELER:
3-4 su bardağı hindistan cevizi
1 su bardağı süt tozu
1 kutu süt kreması
3/4 su bardağı tozşeker
YAPILIŞI:
Bütün malzemeleri iyice karıştırın. Biraz sertleşmesi için buzdolabında bekletin. Çıkarıp küçük toplar yapın ve hindistan cevizine bulayın. Servis zamanına kadar buzdolabında muhafaza edin.
NOT: Ben bu ölçülerin yarısını kullandım ve 12 kişiye yetecek kadar top çıktı.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!

Sunday, June 1, 2008

BUĞDAY SALATASI

Yine uzun zaman oldu ama artık kusuruma bakmayın:)) Gün menüsündeki tarifleri vermeye bu tadına aşık olduğum salata ile başlamak istedim. Tarifi ilk defa yesilkivi.com da gördüğümde renk cümbüşüne bayılmıştım. Kendisine tarif için çok teşekkür ediyorum. Buğdayın faydalarını bilip nerede kullanabileceğimi düşünürken çıktı bu tarif karşıma. İyiki denemişim ben bayıldım lezzetine. Gündeki herkes tarifini istedi. Deneyin pişman olmazsınız:))
MALZEMELER:
2 su bardağı haşlanmış buğday
3 domates(ben kullanmadım)
3 tane kırmızı biber
Yarım demet maydonoz
2-3 tane taze soğan
Yarım demet dereotu(ben evde olmadığı için kullanmadım)
1 su bardağı haşlanmış mısır
1 limon suyu
Yarım çay bardağı zeytinyağı
Tuz
3-4 yemek kaşığı nar ekşisi(kesinlikle olmazsa olmaz)
YAPILIŞI:
Buğdayı bir gece öncesinden sıcak su ile ıslatıp bekletin. Ertesi gün yıkayıp limonlu tuzlu suda haşlayın. Pişen buğdayları süzdürüp soğumaya bırakın. Diğer yandan tüm malzemeleri küçük küçük doğrayın. Doğranan malzemeleri buğdaya ekleyip karıştırın. Nar ekşisi,limon suyu,tuz ve zeytinyağını ekleyip iyice karıştırın. Salatanız hazır demektir.....
Ben misafirlerimin geliş saatine kadar tuzunu ilave etmedim. Sebzeler yumuşayıp kötü görünmesinler diye. Domatesi salatalarda sevmediğim için koymadım ama lezzetli olabileceğini düşünüyorum. Nar ekşisi benim çok severek yediğim birşey olmamasına rağmen bu salataya inanılmaz tat katıyor. Nar ekşisi olmazsa güzel olmaz diye düşünüyorum:))
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!

Sunday, May 25, 2008

GÜN MENÜSÜ

Ben bir ev kuşu olarak en çok sevdiğim şey misafir ağırlamaktır. Ama gezmeyi hele de eşim yanımda yokken gezmeyi hiç beceremedim takiii bu apartmana taşınıp yeni komşularımla tanışana kadar:)) Bizim binada çok güzel insanlar var gün yapalım daha sık görüşelim diyince deneyeyim bakalım nasıl birşey bu iş dedim:)) Tamamına gidemesemde çok hoş akşamlar geçirdim aralarında ve en son gün bu cumartesi akşamı bende oldu.
Çok güzel bir menü planlamıştım aslında ama çarşamba günü ilk nöbetimi tuttum hastanede:)) Tabii nöbet bitiminde berbat bir mide bulantısı,kusma,baş dönmesi derken kendimi iki gün evde hiç kalkmadan yatarken buldum....O derece ki oğlum anne ben acıktım dediğinde gözümü açtım ve saat akşamın beşi olmuş çocuğum ben hastayım diye sesini çıkarmadan aç aç oturup beklemiş. Eğer cumartesi sabahıda kötü uyansaydım günü ertelemek zorunda kalacaktım. Allahtan biraz daha iyiydim ve düşündüğüm menü olmasada daha basit şeylerle güzel bir menü hazırladım ve çok şükür güzel bir akşam geçirdik:))
Menüde neler mi vardı ?
Peynirli buzluk böreği
Patatesli kıymalı çarşaf böreği
Makarna salatası
Buğday salatası (yesilkivi.com dan)
Süslü patates salatası
Hindistan cevizli kartopu (portakalagaci.com dan)
Beyaz çikolatalı ganaj pasta
Söz veriyorum oğlumun doğum günü menüsüne dönmeyecek ve eksik olan tarifleri en kısa zamanda yayınlayacağım:)))

Tuesday, May 13, 2008

MARMELATLI KURABİYE

Bu tarif oğlumun doğum günü menüsünden:)) Bir çoğunuzun bildiği bir tarif aslında. Ama ben ilk defa denedim. Birçok tarif araştırıp sonunda sevgili mutfak güncesi nin tarifinde karar kıldım. Biz ailece çok beğendik. Hatta o akşam tam üç tepsi yapmak zorunda kaldım çünkü bir tepsisi eşim tarafından silip süpürüldü:)) Hani kaynana boğan diye bir kurabiye vardır. İçinde bolca nişasta olduğu için bu adı almıştır:)) Bu kurabiyede içeriğindeki nişastadan dolayı ona benziyordu ama fındık ve marmelatla beraber mükemmel olmuştu.
MALZEMELER:
25-30 adet kurabiye için

100 gr yumuşak tereyağ
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı pudra şekeri
1,5 çay bardağı nişasta
2,5 su bardağı un
1 kaşık yoğurt(katı yerinden olacak)
1 yumurta(sarısı içine akı üstüne kullanılacak)
1 paket vanilya
Yarım paket kabartma tozu
1 portakal kabuğu rendesi(ben kullanmadım)
Süslemek için:
Kırılmış fındık
Reçel yada marmelat
YAPILIŞI:
Un,nişasta,pudra şekeri,vanilya ve kabartma tozunu kaba koyup tereyağını ekleyin. Kumlu bir hal alana kadar ovalayın. Sıvıyağ,yumurta sarısı,yoğurt ekleyip ele yapışmayacak kıvamda yumuşak bir hamur yoğurun.Bardağın büyüklüğüne göre unu arttırıp azaltabilirsiniz.Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın ortasına parmağınızla çukur yapın. Bastırdığınızda hamur çok çatlıyorsa bir süre dinlendirip deneyin. Önce yumurta akına sonra kırılmış fındığa batırıp tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 175 derecelik fırında 25-30 dakika pişirin. Fırına koyduktan bir süre sonra çukurlar kabarıp kapanmaya başlıyor bu aşamada fırını açıp oklava ile çukurları yeniden belirgin hale getirin:)) Fırından çıkan kurabiyeleri iyice soğutun. Ortalarına çay kaşığı ile marmelat doldurun. Ben ahududu reçeli ve çilek marmelatı kullandım. Çünkü kırmızı renk çok şık oluyor.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!

Sunday, May 4, 2008

MİNİK OĞLUMUN DOĞUMGÜNÜ PASTASI:))

Bu gördüğünüz yakışıklı benim minik oğlum:)) Yanındaki güzel kızda gelinimiz Sıla:)) Benim miniğim 11 Nisan'da 6 yaşını bitirdi ve kreşte güzel bir parti verdik. Daha doğduğu gün dün gibi ama oğlum kocaman bir adam oldu bile eylül'de okula başlayacak. Zaman mı hızlı geçiyor biz mi yaşlanıyoruz bilemiyorum ama evlat güzel şey. Rabbim isteyen herkese nasip etsin.....
Aslında ne hayaller kurmuştum aylardır araştırmalar yaptım pasta için. Güzel bir ambulans olacaktı bu pasta. Malzemelerimi temin etmekte gecikince kaldı malesef:(( Bu pastanın başına gelmeyen kalmadı. Herşey benim her zaman yaptığım pandispanya tarifi ile oynamamla başladı:)) Akıllılık edip 28 cm için yaptığım pandispanyayı 26 cm lik kalıba dökmem bütün hikayenin başlangıcı oldu. Aklım sıra her zaman 3 e kestiğim pandispanyayı biraz fazla pişirip 4 kata bölecektim. Çok masumane gibi görünen bu fikir son akşamda yapılmaya karar verilen pastanın bu berbat görünüme gelmesinin en büyük sebebi:)) Hani sizde benim gibi hatalara düşmeyin diye yayınlıyorum bu pastayı. Neyse keki kalıba döktüm koydum fırına. Başladı kabarmaya ama durmuyor. Sonra taşmaya başladı. Bir taraftan taşıyor bir taraftan fırının içine dökülenler yanıyor. Tabi ben fırını açmak zorunda kalıp yanan kekleri temizliyorum. Unutmadan o gece tam 13 çeşit hazırladım:)) Neyse sonunda pandispanya 1 saatten fazla bir zaman fırında tutulup pes edilerek çıkarıldı. Doğal olarak pasta yapmaktan bir daha vazgeçildi. Gece yarısına doğru bir baktım pandispanyanın içi pişmiş:)) Hemen aldım bıçağı elime ve tahmin ettiğiniz gibi bu pandispanyadan tam üç düzgün kat çıktı. Gözlerime inanamayarak hemen ganajı hazırladım. Çünkü pasta daha önce yayınladığım ganaj pastanın aynısı. Ganajı hazırladım pastayı halledip dışını kapladım attım dolaba. Bekle bekle donmaz. Saat ilerliyor ama benim ganaj donmamakta ısrarlı. Artık yorgunluktan elimi kolumu kaldıramayacak hale gelen ben eşimin ısrarlarına dayanamayıp yattım. Sabah 6 da uyandım. Dolabı açtım benim ganaj donmuş:)) O saatten sonra ne yapılabilir ki... Hemen sarı bir hamur hazırladım. Buzdolabından çıkardığım soğuk pastayı sarı hamurla kapladım. Tabi nolduuu şeker hamuru soğuk pastaya kaplanınca başladı terlemeye çünkü hava soğuk kolorifer yanıyor mutfak sıcak... Hemen pastayı balkona çıkardım. Tabi bu arada kurabiye kalıplarımla üstüne kelebekler yerleştirdim. Başka çarem yoktu çünkü o saatten sonra. Hem oğlumun sınıfının adı kelebekler olunca çokda uyumlu oldu:))) Pastayı balkonun kenarına koyup içeri girdim. Diğer gidecekleri paketlemek için. O arada noldu bilin yağmur başlamış.... Tabi pastanın bazı yerlerine yağmur damlaları gelmişti kiii allahtan farkettim. Ama üstündede küçük oyuklar oluşmuştu bile:)) Hemen üstüne küçük yuvarlaklar kesip yapıştırdım. Bu arada pastanın orta katını sütle ıslatmayıda unutmuşum. Pasta fırında 1 saatten fazla durunca kenarları sertleşmişti kalıptan ayırırken kenarları yamuk yumuk oldu:)) Bu gördüğünüz yamuk yumuk pasta tamamen benim eserim. Ömrümde yaptığım en kötü pastaydı:)) Demekki bir şeyi çok istememek gerekiyormuş:)) Sonuç böyle olabiliyor. Tadı mı nasıldı. Harika olmuştu. Yiyenler bayıldı ama.... İşte böyle bir doğum günü geçirdik. Hep güzel şeyler yayınlanmaz yaa buda nazarlığımız olsun dimi yani.......

Tuesday, April 29, 2008

PEYNİRLİ BÖREK

Bu aslında yeni bir tarif değil.Daha önce yaptığım pırasalı börekle aynı hamur. Tek farkı arasına tereyağ yerine zeytinyağı sürmem oldu. Malum katı yağdan uzak durmak lazım yaa:)) Bakalım zeytinyağlı nasıl olacak diye denedim. Tadı çooook güzeldi ama tabiki tereyağlı olan kadar çıtır olmamıştı. Tarif aramak istemeyenler için hamurun tarifi aşağıda.
MALZEMELER:
Hamur için(Bu ölçülerden iki tepsi çıkıyor)
1 yumurta
1 su bardağı süt
2 yemek kaşığı yoğurt
1 yemek kaşığı sirke
1 çay bardağı sıvıyağ(ben zeytinyağı kullanıyorum)
1 çay kaşığı kabartma tozu
Tuz
Aldığı kadar un (3-4 su bardağı kadar)
Hamurların arasına sürmek için bir su bardağı zeytinyağı
İçi için
Peynir
Maydonoz
YAPILIŞI:
Tüm hamur malzemelerini karıştırıp kulak memesi kıvamında bir hamur hazırlayın. Yarım saat kadar dinlendirip bezelere ayırın. Ben iki tepsi için 20 bezeye ayırıyorum.Bir tepsi için 10 beze kullanılacak. Beşi altta beşi üstte olacak. Tabak büyüklüğünde açtığınız bezelerin aralarına zeytinyağı sürüp beşini üst üste koyun. En üstüne yağ sürmeyin. Beş adet hamuru buzdolabına koyup on dakika kadar dinlendirin. Bu arada diğer beşide aynı şekilde hazırlayın. Dolaptan çıkardığınız hamuru bolca unladığınız zeminde açabildiğiniz kadar açın.8 üçgen parçaya bölün. Her birine peynir ve maydonoz karışımı ile hazırladığınız içten koyup sigara böreği sarar gibi sarın. Üzerine yumurta sarısı sürüp mavi haşhaş serpin. Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında kızarana kadar pişirin.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!!

Thursday, April 24, 2008

AÇMA BÖREK TADINDA MİLFÖY BÖREĞİ!!!!!!!

Biliyorum uzun zaman oldu yeni tarif yayınlamayalı...Ama nedendir bilmem bu aralar elim hiç gitmiyor klavyeye. Aslında küçük oğlumun doğumgünüydü 11 Nisan. Onun için sabahlara kadar uğraştım. Çok güzel bir parti verdik kreşte...Ama görün ki onu bile yayınlayacak heyecanı bulamıyorum kendimde. Son zamanlar benim için pek güzel geçmedi. Yedi yıldır çalıştığım iş yerimden üç ay geçici görevle başka bir hastaneye yollandım. Hala şokunu üstümden atabilmiş değilim. Allahtan çok iyi insanların olduğu bir yerdeyim yine.Hepsi bana çok iyi davranıyor kendimi hiç yanlız hissetmiyorum aslında ama 11 yıllık çalışma hayatından sonra çömez olmak da zoruma gitmiyor değil. Farkında değilmişim ama kendi iş yerimi evim gibi benimsemişim:)) Şimdi kendimi yuvadan atılmış gibi hissediyorum. Belki üç ay sonra geri döneceğim ama zoruma gitti bir kere......
Neyse uzatmadan konuya geleyim... Bu ayki etkinliğimiz börekler ve ev sahibimiz sevgili Özlem. Aslında daha farklı börekler araştırmıştım ama bir baktım etkinlik gelmiş çatmış. Bende elimdeki tek börek resmi ile katılayım istedim:)) Özleme burdan sevgilerimi iletiyor ve başarılar diliyorum.
Bu börek milföy hamurundan yapılıyor ama yiyenler milföy olduğuna inanmıyor. Hatta açma börek zannedenler bile var:)) Bir arkadaşımın annesinin tarifi. Ertesi güne kaldığında bile güzeldi. Hani şu beklemiş milföydeki donuk tat bunda yoktu. Bir kerecikte olsa deneyin derim. Hem kolay hem lezzetli çünkü....
MALZEMELER:
Milföy hamuru (9 taneden bir tepsi çıktı)
İstediğiniz iç harç (Ben patatesli kıymalı ve peynirli olarak iki tepsi yaptım)
Un
Yumurta sarısı
1 çay kaşığı pekmez
Susam yada çörek otu
YAPILIŞI:
Milföy hamurlarını dolaptan çıkarıp çözünmesini sağlayın. Bu arada iç harcı hazırlayın. Pişirilerek yapılan bir harçsa iyice soğumalı ki hamuru yırtmasın. Çözünen milföyleri tek tek bolca unladığınız tezgaha alıp merdane ile açabildiğiniz kadar ince açın. Açarken bol bol un kullanın ki iyice büyüsün. Bir kare kendinin 4-5 katı büyüyor ve baklava yufkası kadar inceliyor. İncelen hamurun içine harcı koyup çok sıkıştırmadan rulo yapın. Tepsiye yan yana sıralayın. Üzerine yumurta sarısı ile pekmezi karıştırıp sürün. Susam yada çörek otu ile süsleyip istediğiniz gibi dilimleyin. Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında kızarana kadar pişirin. Dikkat edin pekmezden dolayı üstü çok çabuk kızarıyor. Sonra benimkiler gibi yanık bir görüntü olabilir:)))
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!

Wednesday, April 2, 2008

PIRASALI BÖREK

Rahmetli annemin meşhur böreğidir pırasalı börek. Uzun zaman olmuştu yapmayalı. Tadı damağımızda kaldı diyebilirim:)) Eşim önceleri pırasalı börek mii iyyy derken şimdi tam bir fanatik. Annem geleceğimizi duyunca hemen yapar koyardı önümüze. O zamanlarda birkaç kez denemiş ama onun kadar lezzetlisini yapamamıştım. Ama eşim artık annemden bile güzel yaptığımı söylüyor:)) Mutlaka deneyin derim çoook lezzetli ve kolay bir börek......
MALZEMELER:
Hamur için(Bu ölçülerden iki tepsi çıkıyor)
1 yumurta
1 su bardağı süt
2 yemek kaşığı yoğurt
1 yemek kaşığı sirke
1 çay bardağı sıvıyağ(ben zeytinyağı kullanıyorum)
1 çay kaşığı kabartma tozu
Tuz
Aldığı kadar un (3-4 su bardağı kadar)
Hamurların arasına sürmek için 250 gr tereyağ
İçi için
Yarım kilodan daha fazla pırasa
Tuz
Sıvıyağ
Pırpılçıka
Pırpılçıka bulamayanlar beyaz peynir kullanabilir:))
YAPILIŞI:
Tüm hamur malzemelerini karıştırıp kulak memesi kıvamında bir hamur hazırlayın. Yarım saat kadar dinlendirip bezelere ayırın. Ben iki tepsi için 20 bezeye ayırıyorum. Diğer yandan pırasaları temizleyip ince ince doğrayın. Çok az sıvı yağ ile yumuşayana kadar kavurun. Tuzunu ve pırpılçıkayı ilave edip soğumaya bırakın. Her bezeyi tabak büyüklüğünde açın. Bir tepsi için 10 beze kullanılacak. Beşi altta beşi üstte olacak. Tabak büyüklüğünde açtığınız bezelerin aralarına eritilmiş tereyağı döküp beşini üst üste koyun. En üstüne yağ sürmeyin. Beş adet hamuru buzdolabına koyup tereyağın donmasını sağlayın. Bu arada diğer beşide aynı şekilde hazırlayın. Dolaptan çıkardığınız hamuru bolca unladığınız zeminde açabildiğiniz kadar açın. Hamur lastik gibi olduğu için çok kolay açılıyor. Hatta açıldıkça açılıyor:)) Açtığınız hamuru tepsiye yerleştirip fazlalıklarını kenarlara doğru sarkıtın. Hazırladığınız içi yayın. Diğer beşten açtığınız hamuru üstüne yerleştirip kenarlarını tepsinize göre ayarlayın. Üzerine çatalla delikler yapıp kalan erimiş yağı üstüne dökün. Önceden ısıttığınız 200 derecelik fırında kabarıp nar gibi kızarana kadar pişirin. İlk sıcaklığı çıktıktan sonra dilimleyip servis yapın.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!

Sunday, March 30, 2008

PASTAKOLİK VE GANAJ PASTA!!!

Bu ayki etkinliğimiz pastakolik. Ev sahibimiz sevgili Pastacafe. Ben son anda yetiştirdiğim için yeni yayınlayabiliyorum ama umarım geç kalmamışımdır....
MALZEMELER:
Pandispanya için(18 cm lik kalıp için)
3 yumurta
10 yemek kaşığı tozşeker
11 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya

Ganaj için

200 gr sıvı krema

350 gr bitter kuvertür

Pandispanyayı ıslatmak için

1 su bardağı soğuk süt

Süslemek için

Fildişi ganaj

Arjantin şekeri

Şeker hamuru

YAPILIŞI:

Oda ısısındaki yumurta ile şekeri iyice çırpın. Kuru malzemeleri bir kaba eleyin ve karıştırın. Yumurtalı karışıma ekleyip karıştırın. Sadece alt kısmını yağladığınız kalıba döküp önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında pişirin. Kalıptan çıkarıp soğumaya bırakın. Pandispanyayı bir gün önceden yaparsanız sonuç daha başarılı olur. Diğer yandan sıvı kremayı bir kaba koyup kaynama derecesine kadar ısıtın ama sakın kaynatmayın. İyice ısınınca parçaladığınız çikolatayı içine atıp ocağı kapatın. Karıştırarak çikolatanın erimesini sağlayın. Oda ısısına gelene kadar karıştırarak bekletin. Bu aşamada çikolata tavlanmış olacak. En iyisi mermer tezgah üzerinde tavlamak ama yoksa yayvan bir kapta yapabilirsiniz. Soğuyan keki 3 parçaya ayırın. Her parçayı sütle ıslatıp aralarına ganaj sürerek pastayı oluşturun. En üstüne ganajı döküp yayın ve kenalarını da sıvayın. Buzdolabına kaldırıp bir süre bekleyin. Dolaptan çıkarıp aynı işlemi tekrarlayın. Pasta kağıdının üç kenarına yağlı kağıt koyup pastayı ortasına alın. Fildişi ganajı yağlı kağıt üzerine rendeleyin. Pastanın kenarlarını kaplayın. Üzerini istediğiniz şekilde süsleyebilirsiniz. Ben küçük gala çiçekleri denedim:))İki dakikada bu kadar oldu...

AFİYET OLSUN!!!!!!!

Saturday, March 29, 2008

DİYET ETKİNLİĞİ VE İKİ TARİF:))

Allahım o kadar çok etkinlik var ki bu ay yetişemiyorum. Aslında çoook yogun günler geçiriyorum ama sevgili arkadaşlarım Ayşe,Yaren,Dilek ve Aynur hergün yeni tarifler araştırıp,yapıp,yiyip yaza tombik tombik girecek olan blogcuları düşünmüşler ve bu güzel etkinliği düzenlemişler:)) Bende son andada olsa yetişip tarifimi yayınlıyorum.
Hepimiz biliriz ki lezzetli olan şeyler hep bol kalorilidir:)) Ama bu salatalar hem lezzetli hemde düşük kalorili. Hatta yanlız başına yenecek kadar da sağlıklı....Aaa ekmeksiz,yoğurtsuz,etsiz diyet olmaz tabikii. Galiba en iyisi herşeyden yemek ama kararında yemek. Tabi bunu yapabilenede aşk olsun:)))
İki salatanında ana malzemesi haricinde bütün malzemeler aynı. O yüzden tek tarif olarak anlatıyorum.
MALZEMELER:
200 gr kültür mantarı yada 1,5 su bardağı haşlanmış mısır
Taze soğan
Salatalık
Domates
Maydonoz
İsterseniz dereotu
Kırmızı yağ biberi
Limon
Zeytinyağı
Tuz
YAPILIŞI:
Mantarları saplarından sıfırlayarak kesin ve yıkayıp limonlu suda haşlayın. Mısır kullanacaksanız konserve mısırsa suyunu süzün. Ben dondurucuya yazın koyduğum mısırları kullandım. Tüm yeşillikleri ince ince doğrayıp mantar yada mısır ile bir kaba alın. Zeytinyağı,tuz ve limonu bir kapta karıştırıp kaba ekleyin. Salatanız hazır....
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!!!!

Wednesday, March 26, 2008

HAMSİ BİTMEDEN!!!!!!!!!!!!!

Eeee hep kış hazırlığı yapacak değiliz ya....Bazı şeyleride yaz için saklamak lazım:)) Sizde bizim gibi hamsi düşkünüyseniz acele edin o zaman....
Hafta sonu sebze almak için pazara gittik. Aklımızda balık almak hiç yoktu. Taa kiii balık satılan yere gidipte hamsiye elveda yazısını görene kadar. Geçen senede son anda hamsiyi yakalayıp kilosuna 7 ytl veren ben elveda yazısını görünce tutuştum tabiki:)) Hemen 3 kilo hamsi alıp eve getirdik.
Gelelim nasıl yaptığımıza.....Ben hamsiyi iki şekilde koyuyorum dondurucuya.
Birincisi.....
Hamsileri iyice yıkayıp süzgece koyun iyice süzülsün. Daha sonra içine tuz ekleyip karıştırın. İsterseniz normal una isterseniz mısır ununa bulayıp hamsi tava yapar gibi yani kuyrukları ortaya gelecek şekilde kağıt yada plastik tabaklara dizin. Dondurucuya koymak için kalın poşetler tercih ederseniz daha uzun süre saklayabilirsiniz. Tabakları poşetleyip havasını iyice aldıktan sonra üzerine tarih yazarak dondurucuya kaldırın. Bu şekilde 3 ay tazeliğini yitirmeden saklayabilirsiniz. Dondurucudan çıkarınca hiç çözdürmeden tavaya koyun. Ortasına 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ koyup arkalı önlü pişirin.
İkincisi....
Hamsileri kılçıklarını alıp fileto çıkararak temizleyin. İyice yıkayıp süzgeçte bekletin. Daha sonra içine tuz ekleyip karıştırın. Hamsi kuşu yapar gibi iki balığı birbirine yapıştırıp unlayın. Tabaklara sıra ile dizin. Aralarına yağlı kağıt koyarak üst üste dizebilirsiniz. Tabakları aynı şekilde poşetleyip saklayabilirsiniz. Dondurucudan çıkarınca çözdürmeden fritözde yada tavada nar gibi kızartın. Benim tercihim fritözden yana. Çünkü çıtır çıtır oluyor.
NOT: Dondurucudan çıkardığınız balıkları asla çözdürerek kullanmayın. Çok özel tarifler için çözdürmeniz gerekirse bu işlemi süt içinde yapın. Böylece dondurucu kokusu sinmemiş balıklar elde edebilirsiniz.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!!

Friday, March 21, 2008

YE#32 ÇORBALAR VE İKİ TARİF

Adındanda anlaşılacağı gibi bu ayki etkinliğimiz çorbalar. Sevgili Lama etkinliğin ev sahibesi. Hepinizin bildiği gibi kendisi yeni anne oldu. Kendisine küçük bebeği ile mutlu ve sağlıklı bir ömür diliyorum. Yeni annelerin katı gıdalara geçtiklerinde kurtarıcısı çorbalardır malum:)) Bende oğlum küçükken o kadar çok çorba araştırdım ki tahmin bile edemezsiniz. Kocaman bir çorba arşivine sahibim:)) Oğlumun sadece çorba yediği dönemlerde günde 3-4 çeşit çorba hazırladığımı hatırlıyorum hem çeşit olsun hemde sıkılmasın diye:)) Tariflere geçmeden önce çocuğunuz küçükken kulağınıza küpe olması gereken bazı şeyler yazmak istiyorum. Aslında bu konuda bir kategori açmak istiyorum ama küçük bir bebeğe ihtiyacım var:)) Çünkü ancak o zaman resimli bebek menülerim olabilir....
*Bebeğiniz 1 yaşına gelene kadar yemeklerine tuz yada şeker eklemeyin. Tuz böbrek gelişimine zarar verebilir.
*Bebeğiniz 1 yaşına gelene kadar kesinlikle bal kullanmayın. Alerjik bünyeli çocuklarda ciddi problemlere yol açabilir.
*Bebeğinize ilk verebileceğiniz sebzeler kabak,patates ve havuçtur.
*Bebeğiniz için hazırladığınız çorbalarda kesinlikle kavurma işlemi yapmayın. Sebzeleri buharda pişirip püre haline getirmek en uygun metotdut.
*Bebeğiniz için hazırladığınız çorbalara sıvıyağ olarak zeytinyağı ekleyin ama çorba piştikten sonra üzerine çiğ olarak ekleyin.
*Bebeğiniz için hazırladığınız çorbayı yapılıp soğuduktan hemen sonra buz kalıplarına döküp dondurun. Kalıplardan çıkarıp buzdolabı poşetine koyarak üzerine tarih atın. Bu şekilde 6 hafta tazeliğini koruyarak saklayabilirsiniz. Malum çalışan bir anneyseniz hayat kurtarıcıdır:)) Kullanacağınız zaman iki kalıp çorbayı küçük bir cezve içinde çok kısık ateşte eritebilirsiniz.
*Bebeğinizin ayı ilerledikçe çorbalarında tavuk yada et suyu kullanabilirsiniz. Bu sularıda buz kalıplarında dondurup poşetlerseniz bebeğinize yetecek kadarını alıp kullanabilirsiniz.
*İlerleyen aylarda sebze çorbalarına baklagillerden ekleyebilirsiniz. En iyi tercih mercimektir. En kaliteli bitkisel protein mercimekte bulunuyormuş...
*Bebeğinizin yemeklerine salça kullanmayın. Konserve ürünlerden kaçının. Bunun yerine taze domatesi kullanın.
HAMUR ÇORBASI
Rahmetli halama ait bir tarif bu çorba. Ben küçükken ramazanlarda bize gelir babamla birlikte oruç tutardı. Çokta marifetliydi. Yemeğide çok severdi. Kendince icat ettiği tariflerden biride bu çorbaydı. Yani bana öyle söylemişti:)) Bir yöreye ait midir,bilinen bir tarif midir bilmiyorum. Tek bildiğim tadının çok güzel olduğu ve oğlumun severek yediğidir:)))
MALZEMELER:
1 su bardağı un
1 adet kurusoğan
2 diş sarımsak
4-5 bardak su
2 kaşık salça
Tuz
YAPILIŞI:
Kurusoğanı rendenin en ince tarafı ile rendeleyin. Bir su bardağı unu,tuzu ve biraz su ekleyerek hamur yoğurun. Hamurdan küçük parçalar kesip elinizle sulu köfte yapar gibi yuvarlayın. Unlanmış tepsiye koyup sallayarak birbirine yapışmasını engelleyin. Tencereye yağ koyup salçayı kavurun. Üzerine suyu ilave edip kaynatın. Kaynayan suya hazırladığınız hamurları ilave edip iyice pişirin. Pişen hamurlara sarımsak rendesini ekleyip bir taşım daha kaynatıp kapatın.Çorbanın daha koyu olmasını istiyorsanız biraz un ekleyebilirsiniz. Sıcak sıcak servis yapın. Daha ılık yemeyi tercih ediyorsanız tabağınıza biraz yoğurt ekleyebilirsiniz. O şekildede tadı çok güzel oluyor.
PİRİNÇLİ TAVUKLU ÇORBA
Aslında bu çorbayı şehriye ile yapıyorum ama bu sefer pirinçle yaptım.Çünkü çocuklar pilava bayılıyorlar ama çorbalarda pirinci pek sevmiyorlar. Ama damak tadı şimdiden gelişsin ileride yemek seçmesin diye her yolu deniyorum:))
MALZEMELER:
2 adet tavuk but
1 litre tavuk suyu
Yarım çay bardağı pirinç
2 yemek kaşığı salça
Zeytinyağı
Tuz
Nane ve kekik
YAPILIŞI:
Tavuk butları iyice yıkayıp haşlayın. Çok ince süzgeçten süzerek içinde partikül kalmamasını sağlayın. Tencereye zeytinyağı koyup salçayı ekleyin. iyice kavurduktan sonra süzdüğünüz tavuk suyunu ekleyin. Haşladığınız tavukların derilerini ayırıp etlerini didikleyin. Kaynayan çorbaya ekleyin. Pirinçleri iyice yıkayıp süzün ve tencereye ekleyin. Pirinçler iyice pişene kadar kaynatın. Tuzunu ve baharatlarını ekleyip ocağı kapatın.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!

Sunday, March 16, 2008

TRUFF VE ETKİNLİK 19

Bunlar benim acemi trufflarım. Dondurucuda uzun zamandır bekleyen cevizli kekimi değerlendirme projem aslında:))) Uzun zamandır pdçse ne katılmaya fırsat bulamıyorum. Bundan öncede davet eden arkadaşlarım oldu ama malesef ben yoğunluktan katılamadım:(( Bu sefer bari katılayım istiyorum. O yüzden bu trufflar porselen demlik çay saati etkinliği 19 in ev sahibesi http://yemekguncesi.blogcu.com/ için. Bu trufflaarın tam bir tarifi yok aslında. Yani içine ne isterseniz koyabilirsiniz. Ben sade yaptım,dışını çikolata ile kaplamak yerine kakaoya buladım. Siz hayal gücünüzü kullanın....
MALZEMELER:
1 ölçü krema
1 ölçü bitter çikolata(ben elit bitter kuvertür kullandım)
Ufalanmış kek parçaları
Bulamak için kakao
YAPILIŞI:
Keki bir gece önceden açıkta bırakıp bayatlamasını sağlayın. Ertesi gün elinizle ufalayın. Kremayı ocağa koyarak kaynama noktasına kadar ısıtın. Ocağı kapatıp çikolatayı ekleyin. Karıştırarak erimesini sağlayın. Biraz soğuyunca ufaladığınız kek parçaları ile karıştırın. Üstünü örterek bir gece buzdolabında dinlendirin. Ertesi gün ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın. Bir kaba kakoyu dökün ve yuvarladığınız topları içine atıp ileri geri sallayarak kakaoya bulanmasını sağlayın. Küçük truff kağıtları ile servis yapabilirsiniz. Ben bu kağıtları daha yeni alabildiğim için resimde yoklar:)) Servise kadar buzdolabında bekletmeyi unutmayın.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!!!!

Tuesday, March 11, 2008

İNEGÖL KÖFTE

Bu tarif yıllardır severek takip ettiğim evcininden. Baba tarafından İnegöl'lü olan ben bayılırım bu köfteye. Birkaç sene önce bu tarifi bulunca hemen denedim ve vazgeçilmezim oldu. Birkaç misafirimede yaptım ve hep çok beğenildi. Sizde inegöl köfte severseniz bu tarife bir şans verin belki sizde beğenirsiniz.
Ben tarifi Evcininden aynen kopyaladım. Çünkü o bütün ayrıntılarını yazmış.

Malzemeler : 55 adet küçük köfte için,
1 cup = 250 ml. lik su bardağı
tsp = tatlı kaşığı
1 kg. dananın döşünden çekilmiş kıyma (içindeki yağ ve et oranı inegöl köfte için çok uygun olduğundan özellikle bu tip kıyma çektirin.)
Yarım su bardağı bayat ve ufalanmış ekmek içi (galeta unu da olabilir.)
Yarım su bardağı su
1 yemek kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı karbonat (Amerika'da "baking soda" adı altında bulunuyor.)
1 yemek kaşığı limon suyu
2 adet orta boy soğan (rendelenmiş)
Arzu ederseniz yarım su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri de ekleyebilirsiniz.
Tarif:
Kıymaya ufalanmış ekmek içi , su ve tuz ekleyin. Hepsini 10 dakika yoğurun. Kapaklı bir saklama kabı içinde 24 saat buzdolabında dinlendirin.
Ertesi gün sabahtan karbonatı ve limonu bir bardağın içinde karıştırın. Köpüren karışımı kıymanın üzerine dökün.
Soğanları rendeleyin ve köftelere katın. Bu aşamada isterseniz kaşar peynirini de ekleyin ve hepsini iyice yoğurun.
Kıymalardan ceviz büyüklüğünde parçalar koparın. Şekil verin. Saklama kabına dizip akşama kadar tekrar buzdolabında dinlendirin. Eğer köftelerin hepsini pişirmeyecekseniz, ayırdıklarınızı dinlendirmeden buzluğa kaldırabilirsiniz.
Akşama kadar dinlenen köfteleri pişirmeden 10 dakika önce buzdolabından çıkartın. Biraz, oda sıcaklığında bekleyen köfteler kendilerini bırakıp daha iyi pişiyorlar.
Izgara tavasını orta ateşte iyice kızdırın. Köfteleri, yağsız tavada arkalı önlü ızgara yapın. Ayrıca köftelerinizi mangalda veya önceden 200 C derece ısıtılmış fırında 15-10 dakika pişip, servis yapabilirsiniz..
Yanına kimyon, kırmızı tozbiber, sumak, kekik gibi baharatlar ve biber turşusu, domates, piyaz ya da patates kızartması gibi güzellikleri eklemeyi unutmuyoruz tabii.
Buzluktan çıkardığınız köfteleri çözdürmeden, hemen pişirin.

Thursday, March 6, 2008

BUGÜN BENİM DOĞUMGÜNÜM!!!!!!!!!!!!!!!


Şaka yaptıııııııım. Bugün benim doğum günüm değilll ama blogcuyla başlayan yayın hayatımın doğum günü. Yani artık 1 yaşındayıııııııım. İlk günlerde ne heyecanlarla yazdım sayfamı. Bakalım beni ilk gören kim olacak diye beklerken aynı gün keşfedildim sevgili arkadaşlarım tarafından. İlk yorumum ninodan gelmişti. Beni ilk sobeye davet edende sevgili aşevi olmuştu....Hergün gece yarılarına kadar oturup bloguma kaç kişi gelmiş diye bakıp durdum. 100 sayısını gördüğümde bayram ettim:))) İlk yazdığım tariflerde atladığım küçük ayrıntıların ne kadar önemli olduğunu anladım. Mutlaka hatalarımda oldu ama bu güne kadar güzel paylaşımlarla buluştuğumuza inanıyorum. Kimse beni kırmadı, üzmedi, arkadaş listesine kabul etti. Umarım güzel paylaşımlarla daha uzun yıllar beraber oluruz.

Tuesday, March 4, 2008

AKŞAM YEMEGİ MENÜSÜ:))

Bu güne kadar o kadar çok yemekli misafirim oldu ama ben hiç bir zaman masanın resmini çekmeyi beceremedim:)) Ya yemeğe başlamadan çekmeyi unuttum ya da insanlara bir dakika kaşıklarınızı bırakında ben bir resim çekeyim diyemedim:))) Bu resmide çekeli uzun zaman oldu. Bu sefer akıllılık edip misafirler gelmeden masanın resmini çektim bu seferde ana yemeklerin resmi yok malesef:))) Masaya tabaklar büyük gelince biraz tıkış tepiş oldu ama yapacağım bir şey yoktu:)) Baktım menüler kategorim bomboş duruyor bende yayınlayayım bari dedim. İyi etmişmiyim sizce:)))
Menüde neler mi vardı?
Mercimek çorbası
Zeytinyağlı haşlama pilav
Karnıyarık
Mantarlı Hasan Paşa köfte(tamamen benim uyduymalarımla:)))
Zeytinyağlı biber dolması
Etli yaprak sarması
Zeytinyağlı barbunya
Süzme yoğurtla yapılmış cacık
Mevsim salatası
İçecek olarak vişne suyu
Yemekten sonra çayın yanına
Peynirli poğaça
Elmalı kek