Monday, July 10, 2017

VİŞNE İLE NELER YAPILABİLİR?

Evet sonunda vişne zamanı geldi. Ben her sene bitmek üzereyken zar zor yakalıyorum vişneyi. Çünkü çok kısa sürüyor. Bir pazarda vişne var dediklerini duyuyorum bir de bittiğini:) Bu sene acele edip 20 kilo vişne aldım. Komposto kaynattım, maden suyu şişelerine doldurdum. Kaynatmadan vişne suyu yaptım, bir kavanoz reçel yaptım, 15 pakette dondurucuya kaldırdım...

Önce rahmetli annemden öğrendiğim kaynatmadan yapılan vişne suyunu anlatmak istiyorum size...Çocukluğumun doğal vişne suları. Kaynatmadan yapıldığı için daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum ama çiğ olduğundan saklama süresi kısa. Aslında yapıp birkaç günde tüketmelik diyebilirim. Ama lezzeti bambaşka... Hiç o kompostolara benzemiyor. Tamamen vişnenin doğal tadını alıyorsunuz. Çok pratik olmasının yanı sıra komposto kadar bereketli olmadığını söylemem gerek.
MALZEMELER
5 su bardağı vişne
5 yemek kaşığı toz şeker
5 su bardağı su
YAPILIŞI
Vişnelerin saplarını ayıklayıp iyice yıkayın ve bir kaba alın, üzerine toz şekeri ekleyip elinizle iyice ezilinceye kadar mıncıklayın. Şeker tamamen eridiğinde ve büyük parçalar kalmadığında suyu ekleyin ve iyice karıştırın. Bu aşamadan sonra ister bekletin isterseniz ince tel süzgeçten iyice bastırarak süzüp şişelere doldurun.  Soğuyunca servis edin. Ben daha uzun saklamak istediğim için etraftan topladığım vidalı kapaklı plastik şişelere doldurup dondurucuya kaldırdım. Böylelikle lazım olduğunda elimin altında hazır olacak.

Dediğim gibi bir kısmını da iyice yıkayıp süzdürdükten sonra bir seferlik poşetlere bölüp havasını iyice çekip bağladım. Dondurucuda yerini aldılar. Gerektiğinde reçel, komposto ya da kaynatılmayan meyve suyu olacaklar inşallah.

Bir kısmını da yazın elimin altında hazır olsun ve çocuklar içecek aradığında marketin yolunu tutmasın diye komposto hazırlayıp soğuyunca şişelere doldurdum. Şişe kapatma makinesi ile kapaklarını kapatıp konserve tenceresinde üzerini örtecek kadar su ile ocağa koydum. Su kaynadıktan sonra 15 dakika kadar bekledim. Ocağı kapatıp iyice soğuyunca tencereden çıkardım. Şimdi kilerde içilmek için bekliyorlar.
Ayrıca bir misafir gelirse lazım olur diyerek reçel yaptım. Kompostonun tanelerini de her zaman ki gibi marmelat yaptım ama resim çekmeyi unutmuşum. Belki ayrı bir postta anlatırım. Deneyeceklere şimdiden kolay gelsin.
AFİYET OLSUN!!!!!!

Tuesday, July 4, 2017

REYHAN ŞERBETİ



Uzun yıllardır bizim evin vazgeçilmezidir reyhan şerbeti...Küçük oğlum içecek bir şey olmadan sofraya oturmayı pek sevmez, o yüzden elimden geldiğince hazır içeceklerden uzak tutmaya çalışıyorum.  Reyhan şerbeti oldukça sağlıklı bir ürün. Sindirim sistemini rahatlatıyor. Sıcak yaz günleri için oldukça ferah bir aroması var. Özellikle ramazanda çok işe yarıyor. Tecrübelerime göre yoğun aromasından dolayı ya çok seviliyor ya da hiç sevilmiyor. Ortası yok yani...
Oğlum çok sevdiği için geçen yıl reyhanın bitmesine yakın 5-6 demet reyhandan şerbet hazırladım. İyice soğuyunca ağzı vidalı kapaklı pet şişelere doldurup dondurucuya kaldırdım. ihtiyaç oldukça çözdürüp kullandık tadında hiç değişiklik olmadı.
MALZEMELER
1 büyük demet reyhan
7-8 yemek kaşığı toz şeker
3-4 parça limon tuzu
Yarım limon suyu
YAPILIŞI
Reyhanı iyice yıkayıp süzüp tencereye alın. Üstüne arzu ettiğiniz miktarda toz şeker, limon tuzu ve yarım limon suyunu ekleyip limonun kabuğunu da içine atın. Üzerine 2 lt kaynamış su ekleyip dinlenmeye bırakın. Yaklaşık yarım saat sonra reyhanın mor olan yaprakları tamamen yeşile dönüyor tüm rengini suya vermiş oluyor. Süzüp şişeler doldurun ve iyice soğutup servis yapın.
AFİYET OLSUN!!!!!

Tuesday, June 20, 2017

KİRAZ İLE NELER YAPILABİLİR?



Malum kiraz zamanı...Çokta uzun sürmeyen bir zamandır ama fiyatlar oldukça pahalıydı şimdiye kadar. 10-12 liralardan 3-4 liraya düşmüş olduğunu görünce 5 kilo kiraz aldım ve aklımdaki tüm tarifleri denemeye çalıştım. Yani herzaman ki gibi kuruttum, marmelatını ve reçelini yaptım, komposto kaynattım, sirkesini ve kiraz tuzlusunu denedim. Şimdi tüm tecrübelerimi sizinle paylaşıyorum:)


 Artık beni tanıyanlar bilir kurutma makineme aşık olduğumu ve her gördüğüm şeyi kurutmayı denediğimi... Kirazları tabi bu nemli şehirde kurutmak mümkün olmayınca iyice yıkayıp ilk resimdeki aletle çekirdeklerini çıkardım. Tabi yoksa pipetle deneyebilirsiniz. Bunun için mukavemeti güçlü olacak bir pipet gerekiyor ama kirazı biraz ziyan ediyor. Ben bu çekirdek çıkarma aletiyle 4 kilo kirazın çekirdeğini 30 dakikada çıkardım. Yani tavsiye ederim çok işe yarıyor.
Daha sonra makinenin tepsilerine yerleştirdim ve 70 derecede kuruttum. Bu işlem oldukça uzun sürdü 1,5 gün kadar ama sonuçta ortaya tadı kuru üzümle yaban mersini arası lezzetli bir şey çıktı. Umarım bu sene fındık ve cevizle beraber beslenmemizde yerini alacak. Eğer güneşte kurutursanız 4-5 gün sürer diye düşünüyorum. Ama kurudukça dışı yapışkan bir hal alıyor ve sineklerin oldukça dikkatini çekeceğini düşünüyorum.  En iyisi siz bir an önce bu makineden edinin ...


Aslında herkesin yaptığı bir tariftir komposto. 1 kilo kadar kirazı yıkayıp tencereye koyun. Üzerine 2 lt kadar su koyup kaynamaya bırakın. Komposto yaparken meyveler iyice kaynayıp açıldıktan sonra şeker ilave etmek gerekiyor böylelikle tüm rengi ve aroması suya geçmiş oluyor. Meyveler iyice kaynayınca eğer yeterince rengi çıkmamışsa 2-3 parça limon tuzu atın ve bir taşım daha kaynatın. Daha sonra 1 su bardağı kadar toz şeker ekleyin yada tadını kendinize göre ayarlayın. İnce tel süzgeçten süzerek tanelerini ve suyunu ayırın. Bu aşamadan sonra isterseniz sıcakken temiz olduğuna emin olduğunuz cam kavanozlara bölüp yeni kapakla kapatarak ters çevirin. Bir gece bu şekilde bekleyen kavanozu ertesi gün kilere kaldırıp tüm sene kullanabilirsiniz. Ya da resimde gördüğünüz şişe kapatma makinesini kullanabilirsiniz. Makineyi netten yada tahta kalelerden 30-40 tl gibi bir fiyata satın alabilirsiniz. Kapaklarıda nette kilo ile satılıyor ve 1 kg kapak uzun zaman yetecek kadar çok oluyor. Soğuyan meyve suyunuzu temiz maden suyu şişelerine doldurun, makine ile kapaklarını sıkıca kapatın ve bir tencereye yerleştirin. Üzerini geçecek kadar su ilave edin ocağa koyun. Su kaynadıktan sonra 15-20 dakika kadar kaynatıp ocağı kapatın. Biraz soğuyunca şişeleri tencereden çıkarın, iyice soğuyunca kilere kaldırabilirsiniz. 2 sene bile bozulmadan durabiliyor, üstelik açtığınızda tüketilmedi ne olacak şimdi derdi olmuyor. Ben bulduğum her meyveyi bu şekilde şişeliyorum. Çocuklar yazın çok tükettiği gibi beslenme için de iyi bir alternatif oluyor.


Resimdeki kirazlar az önce anlattığım kompostadan süzdüğüm kiraz taneleri. Tabi ki çöpe atamazdım. Ben de onları kiraz marmelatı olarak değerlendirdim. Bu uygulamayı her komposto tanesi için yapabilirsiniz. Süzdüğüm taneleri bastıra bastıra resimdeki ince tel süzgeçten geçirdim. elde ettiğim posayı ölçtüm ve aynı ölçüde şeker ekleyerek ocağa koydum. Bir süre kaynayınca içine bir çay kaşığı kadar tereyağ ekledim. Tereyağ reçel ve marmelatların kaynarken köpüklenmesini engellediği gibi bozulmalarını da önlüyor. Dordurucuda iyice soğuttuğum çay tabaklarına bir miktar damlatıp soğuyunca kıvamını kontrol ettim. Yavaş akan bir kıvama gelince ocağı kapattım ve soğuyan marmelatı saklama kabına aldım. Uzun zaman saklamak isterseniz sıcakken cam kavanoza doldurup temiz kapakla kapattıktan sonra ters çevirip bir gece bekletebilirsiniz.

Kurutmak için çekirdeklerini çıkardığım kirazların bir kısmı ile kiraz reçeli yaptım. Normalde reçel için bir ölçü şeker bir ölçü meyve standarttır ama kiraz biraz şekerli olduğu için bu miktarı biraz azaltmakta fayda var. Tatlı severim derseniz bu ölçüyü kullanın. Tencereye bir sıra meyve bir sıra şeker dizerek yerleştirdim ve bir gece beklettim. Ertesi gün ocağa koydum ve marmelattaki gibi kaynattım. Bir çay kaşığı tereyağ ve renginin iyice çıkması için 1-2 parça limon tuzu ekledim. Reçeli karıştırdığım tahta kaşığın arkasına parmağımla bir çizgi çektim ve bu çizgi kapanmadığında kiraz reçeli olmuş demekti. Yarım limon suyu ekleyerek bir taşım daha kaynattım ve sıcakken kavanozlayıp ters çevirdim.
Kirazları kuruturken makinenin bir rafı boş kalmıştı orada da saplarını kuruttum. Malum yağ yakıcı bir çay yapılıyor belki lazım olur diye :))
Evde daha önceden kalan ve oldukça ekşi olan kirazlar ile sirke kurdum. Netten aratırsanız birçok faydası olduğunu görürsünüz. Kirazları elimle iyice mıncıkladım ve çekirdekleri ile beraber kavanozun içine yerleştirdim. Yarım çay bardağı sirke ve bir tatlı kaşığı bal ekledim. Üzerini temiz içme suyu ile tamamladım. Hava alan karanlık bir yerde durması gerekiyordu. Üzerini kapatacak tülbent bulamayınca hiç kullanılmayan bir ince çorabı keserek bağladım ve ağzını kapattım. Şimdi 15 gün kadar ya da meyveler tamamen dibi çökece kadar günde bir kez tahta kaşıkla karıştırıyorum. Tahminen 30 gün sonra hazır olacak. O zaman son  halini paylaşacağım.
Kiraz tuzlusuna gelirsek tadını hiç bilmediğim, daha önce hiç duymadığım bir tarif. Nefis yemek tariflerinde görünce denemek istedim. Aslında sarı kiraz ile yapılıyormuş ama amaç denemek olunca bendeki kirazların en açık renk olanlarını ayırarak küçük  bir kavanoza hazırladım. Bir sıra kiraz bir sıra tuz şeklinde kavanozu ağzına kadar doldurup kapağını kapattım. Bir gece bu şekilde bekleyen kirazlara ertesi gün içme suyu ilave ettim ve kapağını kapatarak kilere kaldırdım. Bu şekilde saklanacak ve yeneceği zaman bir gece öncesinden suya konup tuzu alınacakmış. Ertesi gün çekirdekleri çıkartılıp bol soğanla turşu kavurması yapılacakmış. Tadı mantara benziyormuş. Bakalım sonuç ne olacak güzel olursa yeni bir lezzetimiz olacak, olmazsa da denemiş olacağım...
Hadi bakalım kiraz bitmeden size de kolay gelsin....

Wednesday, June 7, 2017

PORTAKALLA NELER YAPILIR?

Malum her şeyi tüm potansiyeli ile kullanmayı seven, elimden geldiğince ziyan etmemeye çalışan biriyim. Şimdi portakalı nerden bulacağız dediğinizi duyar gibiyim ama hepsi limonla da yapılabileceği için arşivde beklemesin burada yerini alsın istedim.



Öncelikle yeni yeni meyvalar çıkınca yüzüne bakılmayan portakalları değerlendirmek için portakal cipsi yaptım. Aslında çıtır çıtır olduğu için bu haliyle yenebiliyor ama çocuklar çok rağbet etmedi tabi malum zararlı olanları varken....

Ben bu işlem için ünlü sebze meyve kurutma makinemi kullandım ama siz evdeki fırından da faydalanabilirsiniz. Makinede 70 derecede 4-5 saatte kurudular. İyice soğuduktan sonra cam kavanoza koyup kilere kaldırdım. Ihlamur yaparken atıyorum içine 1-2 tane gayet güzel oluyor.

 İçleri yenmiş olan portakal kabuklarını da atmadım tabi ki. Onları da makinede kurutup blenderdan geçirerek toz haline getirdim. İster kek , kurabiyelerde kullanın, ister şu sürekli nette dolaşan parazit ilacını yapın...Size kalmış:)

Malum bizler neye uzak kalırsak onu arar, özleriz. O yüzden ben buzdolabı poşetlerine 2 portakal 1 limon şeklinde küp küp doğrayarak paylaştırdım. Havasını alıp ağzını bağlayarak dondurucuya attım. Bunu nasıl kullanacağınıza gelince...
Dondurucudan çıkardığınızda hiç çözünmesini beklemeden mutfak robotuna atın. Üstüne 1 su bardağı ya da damak tadınıza göre toz şeker, 1-2 parça limon tuzu ekleyip iyice çekin. Bir kaba boşaltın ve üzerine 2 lt su ekleyin. İyice karıştırın ve ince tel süzgeçten süzüp dolaba kaldırın. Acil durumlar için portakallı limonatanız hazır.










E tabiki birde sirke yapmak lazımdı çünkü elimde bol miktarda kabuk vardı. Bunu nerde kullanıyorsun derseniz, aslında hijyen istediğim her yerde kullanıyorum. Özellikle parke ve camları silerken suya az miktarda ekliyorum. Adı üstünde temizlik sirkesi....

Bunun için portakal yedikçe kabukları su dolu bir kavanozda biriktirebilir ya da benim gibi bolca portakalla uğraştığınız bir zamana kadar bekleyebilirsiniz. Kabukları temiz bir cam kavanoza koyun, Üstünü örtecek kadar temiz su ilave edin, yarım çay bardağı kadar ev yapımı sirkeyi de maya olarak ekleyin. Kabuklar dibe çökene kadar her gün tahta kaşıkla karıştırın ki üste çıkıp çürümesin. Bu işlem iki hafta kadar sürüyor. Kabuklar dibe çökünce karıştırmanıza gerek yok. Artık 1- 2 ay kadar beklemeniz gerekiyor. Ara sıra koklayın ,üstünde deniz anasına benzer birşey oluşmuşsa ve kokusu sirke gibiyse süzebilirsiniz. Süzdükten sonra kavanoza 1 çay kaşığı kadar tuz ekleyin ki mayalanması dursun. Artık sirkeniz kullanıma hazır.

En son olarakta portakal kabuklarını 1-2 kaşık şekerle robottan çekip yukarıdaki gibi bir kaba koyup dondurucuya kaldırıp istediğiniz zaman kek- kurabiyelerde kullanabilirsiniz. Kilitli buz dolabı poşetine iyice yayarak ta kaldırabilirsiniz. O zaman alacağınız zaman ucundan kırıp almak daha kolay oluyor.

Hala portakal kabuklarınız bitmedi mi :) O zaman koyun bulaşık makinesine 1-2 yıkamada değiştirip atın. Makineniz her açtığınızda mis gibi koksun.

Umarım işinize yarar bir post olmuştur. Ne dersiniz ?

Tuesday, May 30, 2017

SALAMURA YAPRAK NASIL HAZIRLANIR?


Uzun zaman oldu bloğumla ilgilenmeyeli. Son olarak yazdığım her yazıda bundan bahsedip devamının geleceğini söylesem de olmuyor bir türlü. Daha yazı görmeden kış hazırlıklarına başladık ama bazı yiyeceklerin çok kısa bir dönemi var, asma yaprağı da bunlardan biri. İki haftadır pazarda var ama haftaya olur mu bilmem. Yapacaksanız acele edin...
Neyse yaprak saklamanın birçok yöntemi var artık. Ben salamura tadını çok sevdiğim için biraz el oyalasa da vazgeçemiyorum. Siz isterseniz dondurucuda saklayın, isterseniz pet şişeye basın( her ne kadar önermesem de),isterseniz cam kavanozda salamura yapmadan tuzlu ya da tuzsuz saklayın. Ama salamurayı seviyorsanız yazdıklarımı deneyin derim :)

MALZEMELER
3 kilo taze yaprak
Bolca turşu tuzu
Su
Kavanoz

YAPILIŞI
 Her ne kadar yaprak yıkanmaz deseler de ben yapraklarımı tek tek elde yıkıyorum ve sebze kurutucuda fazla suyunu alıyorum. Ancak kendi bahçenizden, ilaçsız olduğundan emin olduğunuz yapraklarınız varsa yıkamadan yapabilirsiniz.
Öncelikle yaprakları yıkayın , fazla suyunu alın ve saplarını koparın. Aslında sapların bir kısmının üzerinde kalması kavanozdan alırken kolaylık sağlıyor ama bu yaprakların sapları çok kalındı ve katlarken yaprakları deliyordu o yüzden tamamını kopartmayı tercih ettim. isterseniz büyüklüklerine göre gruplandırarak büyükçe bir tencereye bir sıra yaprak bir sıra kaya tuzu olacak şekilde yaprak bitene kadar istifleyin. Merak etmeyin tuzu fazla olmuyor. Ben 3 kilo yaprak için 1,5 kilo kadar tuz kullandım. Üzerine kaynar su dökün ve yaprakların suyun içinde kalması için büyükçe bir ağırlık koyarak kapağını kapatın. Bir gece bu şekilde bekleyen yapraklarınızı suyun içinden süzerek alın ve üst üste birkaç yaprak olacak şekilde sarıp katlayın. Bu işlem ne kadar oyalasa da yaprağı kavanozdan alırken zarar görmesini engelliyor. Hazırladığınız yaprakları sıkı sıkı bastırarak kavonozlara yerleştirin. Aralarında kalan boşluklara tencerede kalan salamura suyundan ekleyin. Bir bıçak yardımıyla aralarda kalan hava kabarcıklarını çıkartın. Yaprakların üstüne gelene kadar suyla tamamlayın. Bundan sonra sıfır kapak kullanmak çok önemli. Sıfır kapakları bir tencereye koyup üzerine kaynar su döküp bekletin. Elinizin dayanacağı kadar soğuyunca alıp kavanozları sıkıca kapatın.

Aslında salamura işlemi bu aşamada bitiyor ama ben daha dayanıklı olması için bir vakumlama işlemi daha yapıyorum. Böylelikle açılana kadar hiç küflenmeden saklanabiliyor. Bunun için iki yöntem var. İkisini de denedim ve bir fark olmadı. O yüzden hangisi kolay geliyorsa onu yapın. Kavanozları bir tencereye ters olarak koyun yani kapakları aşağı gelecek şekilde. Kavanozların yarısına gelecek kadar su koyup kaynamaya bırakın. Su kaynadıktan sonra 15 dakika tutup ocağı kapatın biraz soğuyan kavanozları yine ters şekilde masa üstüne alıp bir gün bekletin ve daha sonra kilere kaldırın.
Eğer salamura yöntemini sevmiyor ya da tuzsuz yaprak saklamak istiyorsanız da bu yöntemi kullanabilirsiniz. Bunun için kuru haldeki yaprakları kavonoza sıkıca yerleştirin. İçine su ya da tuz ilave etmeden steril kapaklarla kapatın. Aynı şekilde tencereye koyarak kaynatın. Bu durumda yaprakların yavaş yavaş sarardığını göreceksiniz. Tüm kavanozdaki yapraklar sararmışsa işlem tamamdır. Bir gece ters bekletip kilere kaldırabilirsiniz.
İkinci yöntem olarak kapaklarını sıkıca kapattığınız kavanozları içine deterjan koymadığınız ve bulaşık bulunmayan bulaşık makinesine yerleştirin ve en yüksek derecede çalıştırın. Makinenin programı bitince kapağını açmayın ve sabaha kadar beklesin. Ertesi gün alıp kilere yerleştirebilirsiniz. 
Bu iki yöntemle de yapraklar biraz daha yumuşayacağı için sararken tekrar haşlamanıza gerek kalmıyor sadece kaynar suda bekleterek sarabilirsiniz. Ben bu yıl iki seferde 6 kilo yaprak hazırladım. İlkinde yarımlık kavanozlardan 6 adet çıkarken ikincide 7 adet kavanoz çıktı. Yani ne kadar sıkı bastığınızla alakalı bir durum.
AFİYET OLSUN !.....

Monday, September 26, 2016

ATA SOFRASI GERİ DÖNSÜN MÜ?

Merhaba.Çok uzun zaman olmuş bloguma yazmayalı. Tabi bu zaman içinde yine pişirdim, yine resimler çektim ama fırsat bulupta yayınlayamadım. Yeniden okumaya başladım. Sakarya Üniversitesi Biyoloji Bölümü mezunuyum artık. Şimdi öğrencilik hayatı bittiğine göre bloguma geri dönme zamanı dedim. Siz ne dersiniz, unuttunuz mu beni...
Bu sene Atasofrası ailesi olarak çok çalıştık. Bolca kışlık hazırladık. Bunlardan biri kambe biberi turşusu

Kışlık tarhanalarımızı hazırladık. Klasik un tarhanası, göceli tarhana ve erişte...

Kışlık acı sos, menemenlik ve domates sosu yaptık bolca....

Küçük oğlum beslenmesinde sağlıklı şeyler yesin diye bol bol meyve kuruttuk...

Elme ve üzüm kuruları... Kabuklarını da kışın çay yapmak için kuruttuk...

Tabi sebzeleri de kurutmadan olmazdı...Mantar, kabak, taze fasulye, domates, patlıcan, acı biber...

Erik ve üzüm kuruları....

Maden suyu şişelerine vişne, kızılcık, şeftali, erik, üzüm suları yaptık...Reyhan şerbeti de yapıp dondurucuya kaldırdık....

Patlıcan turşusu

Patlıcan turşusundan kalan içlerle kırmızı biberleri de doldurduk. Yeşil domates ,Kandıra biberi , lahana turşusu ve yağlı turşu yaptık....

İlk defa salçamızı yaptık....Domates ve kırmızı biber karışık...

İlk defa sucuk yapmayı denedik.
Tarifleri sırası ile yazacağım. Bu günlük sadece selam vermeye uğradım. Siz de beni unutmadıysanız bloguma bekliyorum....
Sevgiler...

Tuesday, April 1, 2014

KÜÇÜK OĞLUMUN DOĞUM GÜNÜ MENÜSÜ

 En son yayınımı 2012 de yaptığımı görünce hem oğlumun doğum gününü yayınlayayım hemde sizlere bir selam vereyim istedim...Bu aralar hayatım o kadar yoğun ki...Uzun uzun anlatıp kimsenin kafasını şişirmeye niyetim yok:)) Sadece burada olduğumu bilin istedim....Her ne kadar yazamasam da...
Resimler biraz kötü...Ben aceleden resim çekemeyince oğlumun çektiği resimleri kullandım. Kusura bakmayın artık...Bazı resimlerde eksik.
Menümüzde;
Peynirli buzluk böreği
Kakaolu,çikolata soslu muffinler
Patatesli yoğurtlu salata
 Kuskus salatası
 Cevizli kurabiye
 Lokumlu kurabiye
Minik tavuk köfteleri 

Portakal kabuğunda jöle 
Ispanaklı muska börek
 Patatesli dilim börek
Çikolatalı fareler vardı. Doğum günü pastasını muzlu,vanilyalı pastacı kreması ile 6 şeklinde yapmıştım ama düzgün bir resim olmadığı için yayında yok:))
En kısa sürede tarifleriyle görüşmek üzere....

Thursday, July 26, 2012

EV YAPIMI ERİK SUYU

Öncelikle herkese hayırlı ramazanlar dileyerek başlıyorum. Bu aralar yıllık izindeyim tüm vaktimi çocuklarımla geçiriyorum. Hatta onlarla evde yaptıklarımızı yeni blogumdan takip edebilirsiniz. Uğrarsanız sevinirim.
Malum havalar çoook sıcak. Ramazan,açlık,üstüne sıcak ve hızla artan nem de eklenince insanın aklına yemek değil buz gibi içecekler geliyor. Eşimin bir müşterisi kendi bahçesinden çok güzel kırmızı erikler göndermiş sağolsun. Miktar baya fazla olunca yemekle bitmeyecekti. Bu sıcakta da çok dayanmayacağı için bir şekilde değerlendirmek gerekiyordu. Bu sene çocuklara hazır içecek içirmemekte çok azimli olan ben resimde gördüğünüz o şişeleri hergün farklı bir ev yapımı içecekle doldurmaya çalışıyorum. Benim çocuğum içmez ki demeyin,benim küçük oğlumda geçen sene içmezdi ama herkesin elinde bu içecekleri görünce ve başka imkanları da olmayınca öyle güzel içiyor ki. Hatta ballandıra ballandıra ellerine sağlık annecim çoook güzel olmuş demiyor mu bitiyorum ve ne kadar doğru bir iş yaptığımı görüp seviniyorum.
MALZEMELER:
30 tane kırmızı erik(sayarak koydum da:)
Arzuya göre toz şeker
3 lt kadar su
YAPILIŞI:
Erikleri iyice temizleyip yıkayıp soğuk su ile tencereye alın. Sıcak su ile rengi çok çıkmıyor çünkü. Bir taşım kaynayınca ocağı kapatıp iyice rengi çıkana kadar bekletin. Ben 1 saat kadar beklettim. Daha sonra ince tel süzgeçten süzün. Eğer posalı kullanacaksanız süzmeyin ama malum çocuklar içmiyor . Ben ince tel süzgece ince çorap geçirip süzüyorum hiç partikül kalmaması için. Süzdüğünüz sıvıyı tencereye alın arzu ettiğiniz kadar şeker ekleyip bir taşım daha kaynatın. Soğuyunca şişeleyip dolaba kaldırın. İftarda buz gibi servis edin.
NOT:
Ben plastik şişe kullanmıyorum. Cam sağlıklıdır diye düşünüp evimde plastik kap bile bulundurmamaya çalışıyorum. Bu şişeler adını vermeyeceğim bir su firmasının. Oğlum okula bile bu şişelerle su götürüyor. Büyükleri 70 cc,küçükleri 33 cc. 
Unutmadan eriklerden bir kısmınıda yıkayıp kurutup buzdolabı poşetlerine bölerek dondurucuya kaldırdım. Lazım olduğunda çıkarıp yapmak için.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!

Friday, May 25, 2012

ANTEPFISTIKLI KURABİYE


Tarif çok severek takip ettiğim Emine Beder'den...Ben daha yeşil bir kurabiye hayal etmiştim ama pişince malesef bu güzel yeşili koruyamadı:)) Ama tadı gayet güzeldi...
MALZEMELER:
250 gr tereyağ(eritilip soğutulmuş)
3 su bardağı un
1 su bardağı pudra şekeri
2 paket vanilya
1 su bardağı ince dövülmüş antep fıstığı
YAPILIŞI:
Kabın içine eritip ılıttığınız margarini ,pudra şekerini ve vanilyayı ekleyip çırpın.Unu ve ince dövülmüş antep fıstığını ekleyip hamuru yoğurun. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın. Üzerine çatalla bastırarak şekiller verin. Önceden ısıtılmş 170 derecelik fırında üzerleri beyaz kalacak şekilde pişirin. Soğutup servis yapın.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!

Saturday, May 12, 2012

MUZLU PASTA


Biliyorum arka arkaya çok pasta oldu diyeceksiniz ama bu anneler günü hatırına ön sıralara alınmış bir tarif.:) Rahmetli annemi kaybedeli neredeyse altı yıl oldu:(( Son altı yılda yaşanan her anneler günü bana hem mutluluk  hem hüznü bir arada yaşattı...Anne olmanın verdiği mutluluk annemi kaybetmiş olmamın acısını derinlere itsede her anneler gününde yüreğimin bir köşesine kor düşüyor...
Neyse buradan  rahmetli annem,kayınvalidem ve yeni anne olmaya hazırlanan görümcem başta olmak üzere tüm annelerin,anne adaylarının,anne olmak isteyenlerin ve geleceğin anneleri çocuklarımızın da anneler gününü kutluyorum.
Şimdi gelelim tarifimize;
MALZEMELER:
PANDİSPANYASI(22 cm'lik kalıp için)
5 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
16 yemek kaşığı un
2 paket vanilya
2 paket kabartma tozu
ARA KREMASI:
Güne Bakan Tarlaları'ndan
2 su bardağı süt
2/3 su bardağı toz şeker
1 yumurta
1,5 yemek kaşığı nişasta(tepeleme)
1 paket vanilya
150 gr süt kreması
Muz
ÜST KAPLAMASI İÇİN:
1 poşet toz krem şanti
1 bardaktan daha az süt
SÜSLEMESİ İÇİN:
Yenilebilir pasta simi
Gümüş şekerler
YAPILIŞI:
Oda ısısındaki yumurtaları toz şeker ve vanilya ile köpürene kadar çırpın. Kuru malzemeleri ekleyip karıştırın. 180 dereceye ısıtılmış fırında iyice kabarıp kızarana kadar pişirin. Kürdanla kontrol edip fırından alın. İyice soğutup mümkünse bir gece dinlendirin. Diğer taraftan ara kremasını hazırlayın. Sıvı krema ve muz haricindeki tüm malzemeleri iyice karıştırıp pişirin. Ilınınca sıvı kremayı ekleyip mikserle iyice çırpın. İçine doğradığınız muzları ekleyip kaşıkla karıştırın. Krem şantiyi sütle çırpıp dolaba kaldırın. İyice soğuyup sertleşmesi gerekiyor. Pandispanyayı üç parçaya ayırın pasta çemberine bir katını yerleştirip soğuk sütle ıslatın.Üzerine kremayı yayın. Üç katada aynı işlemi uygulayın. Pastayı dolaba kaldırıp bir gece yada en azından birkaç saat dinlendirin. Dolaptan alıp çemberi çıkarın. Dışını krem şanti ile kaplayın. Spatulayı krem şantiye değdirip çekerek dışındaki şekli elde edebilirsiniz. Yenilebilir pasta simi ile istediğiniz gibi süsleyin. Pastanız servise hazırdır.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!

Tuesday, May 8, 2012

FINDIKLI GANAJ PASTA

Çook uzun zaman önce yapılmış bir pasta bu....Bilgisayarım çöktü ve ben tüm kayıtlarımı kaybettim. Zaten beni blogdan uzaklaştıranda bu olay olmuştu:(( Ama blogumu açıp baktığımda birçok resmi taslak olarak kaydettiğimi gördüm. Buda onlardan biri...
O kadar aceleyle yapılmıştı ki bu pasta etrafındaki fındıklara bakınca hemen anlaşılıyor zaten:)) Buzdolabı poşetine koyduğum fındıkları su bardağı ile alel acele ezip dışına kapladım o yüzden bu kadar kaba kaba görünüyorlar:)) Siz daha güzel dövülmüş fındık yada file fındık kullanırsanız daha şık bir görüntü elde edebilirsiniz...
MALZEMELER:
PANDİSPANYASI(20 cm'lik kalıp için)
4 yumurta
11,5 yemek kaşığı tozşeker
11,5 yemek kaşığı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 yemek kaşığı kakao
GANAJ KREMASI İÇİN:
350 gr bitter kuvertür
300 gr sıvı krema
ISLATMAK İÇİN:
1 su bardağı süt
SÜSLEMEK İÇİN:
İri kırılmış fındık
Kakao
Gümüş şekerler
YAPILIŞI:
Oda ısısındaki yumurtaları toz şeker ve vanilya ile köpürene kadar çırpın. Diğer kuru malzemeleri başka bir kapta harmanlayıp yumurtalara ekleyin. Kuru malzeme kalmayana kadar karıştırın. Sadece altı yağlanmış kelepçeli kalıba döküp 180 derecelik fırında kabarıp kızarana kadar pişirin. içine batırdığınız kürdan temiz çıkıyorsa pişmiş demektir. Pişen keki kalıbı ters çevirerek soğutun kalıbı kenarlarından ayırıp çıkarın. Pandispanyayı bir gün önceden yapıp dinlendirirseniz daha kolay dilimlersiniz. Diğer yandan ganaj için sıvı kremayı ocağa koyun. Kaynama derecesine gelince ocağı kapatıp içine doğradığınız çikolataları atın. Sürekli karıştırarak çikolatanın erimesini sağlayın.Ara sıra karıştırarak soğumasını sağlayın. Biraz soğuduktan sonra krema kullanılır hale geliyor ama daha koyu kıvamlı ve sürülebilir olmasını istiyorsanız bir süre buzdolabında bekletin. Pandispanyayı üç kata ayırın, bir katını standınıza yerleştirip süt ile ıslatın. Üstüne ganaj kremasını yayın.Diğer katlar bitene kadar aynı işlemi uygulayın. Dışını da krema ile kaplayıp buzdolabına kaldırın. Bir süre soğuyup krema donunca çıkarıp üstüne kakao serpin. bir bıçak yardımıyla çapraz şekiller yapıp birleşme noktalarına şekerleri yerleştirin. Kenarlarını fındıkla kaplayın. En güzeli bir gece buzdolabında kapalı bir kapta bekletip ertesi gün servis yapın.
NOT:Daha önce yaptığım ganaj pastanın aynı bu pasta. Sadece kalıp ölçüsü biraz daha büyük olduğu için pandispanya ölçüsü olması için yazıyorum.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!

Thursday, May 3, 2012

HURMALI CEVİZLİ KURABİYE

Aradan ne kadar uzun zaman geçmiş...Gelmemiş,uğramamış,istesem de birşeyler yazamamışım....Ama bu blog öyle birşey ki geceleri rüyalarıma bile girmiş...Rahmetli annemi kaybettikten sonra hayata tutunmama vesile olan,zor zamanlarımın büyük desteği bloğuma daha fazla üvey evlat muamelesi yapmamak gerektiğini düşünüp yeniden yazmak için buradayım...Tabi beni unutmamışsanız sizleri de yorumlarınızla sayfamda misafir etmek isterim..Unutmadan blogcudaki hoşuma gitmeyen değişiklerden dolayı bundan sonra sadece blogspottayım...
Artık gelelim asıl konumuza..Bu kurabiye tamamen doğaçlama yapılan ama lezzetinden şüphe ettirmeyen bir tat...
MALZEMELER:
200 gr tereyağ(oda ısısında)
1 çorba kaşığı yoğurt
Yarım su bardağı şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2,5-3 su bardağı kadar un
İÇ MALZEMESİ:
Hurma
İri parçalı ceviz içi
ÜZERİ İÇİN:
Pudra Şekeri
YAPILIŞI:
Oda ısısındaki tereyağ ile unu bir kaba alın ve elinizin ısısından yararlanarak bulgur kıvamına gelene kadar ufalayın.İçine diğer malzemeleri ekleyip kulak memesi kıvamında bir hamur elde edin.Hurmaların çekirdeklerini çıkartıp çekirdek yataklarına cevizleri doldurun.Ramazan sofralarında iftariyelik hazırlarız ya onun gibi..Yoğurduğunuz hamurdan irice parçalar koparıp hurmayı ortasına yerleştirin.Hamuru kapatıp yuvarlak şekil verin.Yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine aralıklı olarak dizin çünkü biraz yayılıp büyüyen bir kurabiye oluyor.160 dereceye ısıttığınız fırında 25-30 dakika beyaz kalacak şekilde pişirin.Fırından çıkarıp soğuttuktan sonra üzerine pudra şekeri dökerek servis edin.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!

Monday, December 20, 2010

AŞURE

Aşure ayı geldi çattı.....Bolluk ve bereketin simgesi her evde az çok yapılmaya,paylaşılmaya başlandı....Ne güzel bir telaştır aslında...Bir gece önceden ıslatırsın malzemeleri,ertesi gün özene bezene pişirir süsler en az yedi kapıya dağıtmaya uğraşırsın...Ben normal çelik tencere takımlarının en büyük boy tenceresi ile yaptım...Resimdeki kase ile yedi kase ayırdım. Kalanı orta boy saklama kabı kadardı...Yani az malzeme kullanarak denemek isteyenler için bu ölçüler. Siz daha fazla yapmak isterseniz ölçüleri arttırabilirsiniz...
MALZEMELER:
1,5 su bardağı aşurelik buğday
1 su bardağı kurufasulye
1 su bardağı nohut
8-10 adet kuru kayısı
7-8 adet kuru incir
2 yemek kaşığı kuş üzümü
Yarım su bardağı İzmir üzümü
1 su bardağı kavrulmuş fındık içi
1 tane kabuk tarçın
3-4 tane karanfil
Tozşeker
1 adet portakal kabuğu
YAPILIŞI:
Aşurelik buğdayı iyice yıkayıp tencereye alın üzerini biraz geçecek kadar su ilave edip ocağa koyun. Bir taşım kaynatıp ocağı kapatın. Tencerenin kapağını kapatıp bir gece dinlendirin. Böylece buğdaylar iyice açılmaya başlayacak. Diğer tarafta kuru fasulye ve nohudu yıkayıp kaplara koyun üzerine kaynar su ilave edip bir gece bekletin. Ertesi gün kuru fasulye ve nohudu düdüklü tencerede ayrı ayrı haşlayın. Buğdayı aşure tenceresine alın. Haşlanmış kuru fasulye ve nohudu ekleyin. Üzerini 2-3 parmak geçecek kadar kaynar su koyun. Kabuk tarçını da ilave edip çok kısık ateşte pişmeye bırakın. Bu işlem buğdaylar iyice açılana kadar devam etmeli aksi takdirde aşureniz koyulaşmaz. Bu 1-1,5 saat kadar sürebilir. Bu arada kuru kayısı ve inciri küçük küçük doğrayın. Kuru üzüm ve kuş üzümünün saplarını ayıklayın.Kuş üzümlerini bir cezveye koyup bir taşım kaynatıp süzün,soğuk sudan geçirin. Bu işlemi yapmazsanız kuş üzümü aşurenin rengini bozuyor. Kuru üzüm,kuru kayısı ve kuru incire de aynı işlemi uygulayın.Kuru meyveler doğal ortamda kurutulmuşlarsa ne kadar yıkarsanız yıkayın üzerindeki sinek,böcek yumurtalarını arındıramayacağınız için asla direk olarak yenmemesi gerekiyor. Bunun için çocuklarınıza vereceğiniz zamanda meyveleri yağlı kağıda sarıp fırında bir süre bekletip soğutup verin. Biz bu işlemi ön haşlama yaparak tamamlamış oluyoruz. Hem böylece üzümlerde aşurenin rengini bozmamış oluyor. Aşurelik buğday iyice pişince içinden kabuk tarçını alın. Bir portakalın kabuğunu beyaz kısmını çok almamak şartıyla soyun ve küçücük küpler halinde doğrayın. Ocağın altını açın kuru meyveleri ve portakal kabuğunu ekleyip beş dakika kadar pişirin. Bu aşamada sık sık karıştırın ve dikkatli olun çünkü aşure dibini tutabilir. Bu arada karanfilleri küçük bir cezvede bir miktar su ilavesi ile kaynatın. Süzgeç yardımıyla süzüp suyunu aşureye ekleyin. Kabuk tarçın ve karanfil çok hoş bir aroma bırakıyor. En son şekeri ilave edin. Ben bu malzemelere 2,5 su bardağı şeker kullandım.Ama bu sizin damak tadınıza kalmış. O yüzden şekeri ara sıra kontrol ederek ilave edin. İyice karıştırın. Beş dakika kadar kaynatıp ocağı kapatın. Fındıklarınız kavrulmuş olsa bile tavada biraz ısıtıp aromasının dışarı çıkmasını sağlayın. Aşureye fındıkları ekleyip iyice karıştırın.Aşureyi kaselere boşaltıp soğuması için bekleyin. Soğumasını beklemezseniz yaptığınız süsler aşurenin içine çöker. 
NOT:Aşurenin içine istediğiniz her malzemeyi koyabilirsiniz. İllaki şu olacak bu olacak diye bir şey yok.
Eğer fındıklarınız kabuklu kavrulmamış fındık ise kabuklarını kırın ve iç fındıkları tavaya koyup ocağın üstünde sallaya sallaya kavurun. Başından ayrılmayın yanabilir. Kabukları iyice ayrılıp kavrulmuş kokusu gelen fındıkları bir mutfak havlusuna döküp havluyu kapatın ve elinizle ovalayarak kabuklarından kolayca ayırın. Dilerseniz bütün halde ,dilerseniz kırılmış olarak aşureye ekleyin. Bence çoook güzel bir tat katıyor.
AFİYET OLSUN!!!!!!!

Thursday, November 25, 2010

YOĞUN KAKAOLU KEK

Allahım nasıl bir bezginliktir bu bilemiyorum. Yayınlanmayı bekleyen onlarca tarif varken ben hergün bloğumu açıp şöyle bir bakıp kapatıyorum....Elim klavyeye uzanamıyor adeta...Yazmak gelmiyor içimden...Yorgunum çoook ama çoook yorgunum. Bugün dedimki kesin birşey yayınlamalı şu şeytanın bacağını kırmalı:)) Söz vermeyeyim ama eskisi gibi paylaşmaya,dolaşıp yorumlar yazmaya devam....Yani umarım:))
Bu kek benim yıllardır severek yaptığım bir kek. Aslında herkesin yaptığı basit bir kek..Ama kakaolu kek yapmak ne kadar kolaysa o kadarda zordur...Biraz ununu fazla kaçırsanız lastik gibi olur. Tam kıvamında pişmezse kupkuru olur. Oysaki bu kek piştiğinin ertesi günü ıslak kek kıvamına gelen inanılmaz lezzetli bir kek.
Neredeyse bütün hamileliğim boyunca abartısız her sabah kahvaltımı üç dilim kakaolu kek,bal,krema ve çikolata dörtlüsüyle yaptım:))) Ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır tabi ama hamilelik böyle birşey,insana hiç yapmam dediği şeyleri bile yaptırır...Daha yatakta gözümü açarken bile bu kekin hayali ile uyanırdım. Şimdi o yüzden bu kadar beğendiğimi düşünebilirsiniz ama yok yok değil bugüne kadar yiyipte tarif almayan olmadı:))
Tamam tamam bir kek için bu kadar konuşulur mu dediğinizi duyar gibiyim. Hemen geçiyorum tarife:))
MALZEMELER:
3 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı süt
Yarım su bardağından biraz fazla sıvıyağ
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2,5 su bardağı un
50 gr kakao(ben doktor oetkerin 50 gr lık paketini kullanıyorum)
Arzu ederseniz iri çekilmiş fındık yada ceviz içi (çok yakışıyor aynı topkeklere benziyor.)
YAPILIŞI:
Yumurta,tozşeker ve vanilyayı mikser yardımıyla iyice çırpın. Yumurtaların rengi beyazlayıp krema kıvamına gelene kadar çırpmaya devam edin. Daha sonra sırası ile süt ve sıvıyağı ilave ederek karıştırın. Un,kakao ve kabartma tozunu ayrı bir kaba eleyin ki içinde top top parçalar kalmasın,içine hava girsin kek daha güzel kabarsın. Elediğiniz kuru karışımı sıvı karışıma ekleyin,yedirene kadar karıştırın. İsterseniz ceviz yada fındık içini ilave edin. Katı yağ ile yağladığınız kek kalıbına boşaltın. Fırınınızı 180 dereceye ayarlayıp kalıbı soğuk haldeki fırına koyun.Kek iyice kabarıp çatlayınca,yani kabarması durunca fırının ayarını 160 dereceye düşürün. Toplamda 45 dakika kadar pişirin. Kürdanla kontrol ederek fırından çıkartın. Kalıp soğuyunca ters çevirerek çıkartın.
Gelelim püf noktalarına
Kakolu kek koyu renkli olduğu için fırının ısısını düşürmezseniz pişmeden kenarları yana biliyor ve farkedilmiyor.ancak fırından çıkınca görüyorsunuz:))
Benim fırınım statik bir fırın o yüzden bu keki pişirme metodum bu turbo fırınlarda pişme süresi farklı olabilir kendi fırınınıza göre kontrol ederek pişirebilirsiniz.
Çok fazla pişerse kuru oluyor o yüzden kontrol edin ve kürdan ilk temiz çıktığında fırından çıkartın,biraz daha içini çeksin diye beklemeyin.
Aslında bütün kekler için geçerli ama özellikle bu kek bir gün dinlendirildikten sonra kesilirse çok daha lezzetli ve pürüzsüz kesilmiş dilimler oluyor.
Bu keki mutlaka buzdolabında saklayın. Özellikle buzdolabında beklediğinde bekledikçe güzelleşiyor her yiyen ıslak kek zannediyor.
Şefin tavsiyesi kekin üstüne nutella sürüp yiyin vazgeçemeyeceksiz:)))
Sonra gelin beraber zayıflamaya çalışırız...
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!