Thursday, May 3, 2012

HURMALI CEVİZLİ KURABİYE

Aradan ne kadar uzun zaman geçmiş...Gelmemiş,uğramamış,istesem de birşeyler yazamamışım....Ama bu blog öyle birşey ki geceleri rüyalarıma bile girmiş...Rahmetli annemi kaybettikten sonra hayata tutunmama vesile olan,zor zamanlarımın büyük desteği bloğuma daha fazla üvey evlat muamelesi yapmamak gerektiğini düşünüp yeniden yazmak için buradayım...Tabi beni unutmamışsanız sizleri de yorumlarınızla sayfamda misafir etmek isterim..Unutmadan blogcudaki hoşuma gitmeyen değişiklerden dolayı bundan sonra sadece blogspottayım...
Artık gelelim asıl konumuza..Bu kurabiye tamamen doğaçlama yapılan ama lezzetinden şüphe ettirmeyen bir tat...
MALZEMELER:
200 gr tereyağ(oda ısısında)
1 çorba kaşığı yoğurt
Yarım su bardağı şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2,5-3 su bardağı kadar un
İÇ MALZEMESİ:
Hurma
İri parçalı ceviz içi
ÜZERİ İÇİN:
Pudra Şekeri
YAPILIŞI:
Oda ısısındaki tereyağ ile unu bir kaba alın ve elinizin ısısından yararlanarak bulgur kıvamına gelene kadar ufalayın.İçine diğer malzemeleri ekleyip kulak memesi kıvamında bir hamur elde edin.Hurmaların çekirdeklerini çıkartıp çekirdek yataklarına cevizleri doldurun.Ramazan sofralarında iftariyelik hazırlarız ya onun gibi..Yoğurduğunuz hamurdan irice parçalar koparıp hurmayı ortasına yerleştirin.Hamuru kapatıp yuvarlak şekil verin.Yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine aralıklı olarak dizin çünkü biraz yayılıp büyüyen bir kurabiye oluyor.160 dereceye ısıttığınız fırında 25-30 dakika beyaz kalacak şekilde pişirin.Fırından çıkarıp soğuttuktan sonra üzerine pudra şekeri dökerek servis edin.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!

Monday, December 20, 2010

AŞURE

Aşure ayı geldi çattı.....Bolluk ve bereketin simgesi her evde az çok yapılmaya,paylaşılmaya başlandı....Ne güzel bir telaştır aslında...Bir gece önceden ıslatırsın malzemeleri,ertesi gün özene bezene pişirir süsler en az yedi kapıya dağıtmaya uğraşırsın...Ben normal çelik tencere takımlarının en büyük boy tenceresi ile yaptım...Resimdeki kase ile yedi kase ayırdım. Kalanı orta boy saklama kabı kadardı...Yani az malzeme kullanarak denemek isteyenler için bu ölçüler. Siz daha fazla yapmak isterseniz ölçüleri arttırabilirsiniz...
MALZEMELER:
1,5 su bardağı aşurelik buğday
1 su bardağı kurufasulye
1 su bardağı nohut
8-10 adet kuru kayısı
7-8 adet kuru incir
2 yemek kaşığı kuş üzümü
Yarım su bardağı İzmir üzümü
1 su bardağı kavrulmuş fındık içi
1 tane kabuk tarçın
3-4 tane karanfil
Tozşeker
1 adet portakal kabuğu
YAPILIŞI:
Aşurelik buğdayı iyice yıkayıp tencereye alın üzerini biraz geçecek kadar su ilave edip ocağa koyun. Bir taşım kaynatıp ocağı kapatın. Tencerenin kapağını kapatıp bir gece dinlendirin. Böylece buğdaylar iyice açılmaya başlayacak. Diğer tarafta kuru fasulye ve nohudu yıkayıp kaplara koyun üzerine kaynar su ilave edip bir gece bekletin. Ertesi gün kuru fasulye ve nohudu düdüklü tencerede ayrı ayrı haşlayın. Buğdayı aşure tenceresine alın. Haşlanmış kuru fasulye ve nohudu ekleyin. Üzerini 2-3 parmak geçecek kadar kaynar su koyun. Kabuk tarçını da ilave edip çok kısık ateşte pişmeye bırakın. Bu işlem buğdaylar iyice açılana kadar devam etmeli aksi takdirde aşureniz koyulaşmaz. Bu 1-1,5 saat kadar sürebilir. Bu arada kuru kayısı ve inciri küçük küçük doğrayın. Kuru üzüm ve kuş üzümünün saplarını ayıklayın.Kuş üzümlerini bir cezveye koyup bir taşım kaynatıp süzün,soğuk sudan geçirin. Bu işlemi yapmazsanız kuş üzümü aşurenin rengini bozuyor. Kuru üzüm,kuru kayısı ve kuru incire de aynı işlemi uygulayın.Kuru meyveler doğal ortamda kurutulmuşlarsa ne kadar yıkarsanız yıkayın üzerindeki sinek,böcek yumurtalarını arındıramayacağınız için asla direk olarak yenmemesi gerekiyor. Bunun için çocuklarınıza vereceğiniz zamanda meyveleri yağlı kağıda sarıp fırında bir süre bekletip soğutup verin. Biz bu işlemi ön haşlama yaparak tamamlamış oluyoruz. Hem böylece üzümlerde aşurenin rengini bozmamış oluyor. Aşurelik buğday iyice pişince içinden kabuk tarçını alın. Bir portakalın kabuğunu beyaz kısmını çok almamak şartıyla soyun ve küçücük küpler halinde doğrayın. Ocağın altını açın kuru meyveleri ve portakal kabuğunu ekleyip beş dakika kadar pişirin. Bu aşamada sık sık karıştırın ve dikkatli olun çünkü aşure dibini tutabilir. Bu arada karanfilleri küçük bir cezvede bir miktar su ilavesi ile kaynatın. Süzgeç yardımıyla süzüp suyunu aşureye ekleyin. Kabuk tarçın ve karanfil çok hoş bir aroma bırakıyor. En son şekeri ilave edin. Ben bu malzemelere 2,5 su bardağı şeker kullandım.Ama bu sizin damak tadınıza kalmış. O yüzden şekeri ara sıra kontrol ederek ilave edin. İyice karıştırın. Beş dakika kadar kaynatıp ocağı kapatın. Fındıklarınız kavrulmuş olsa bile tavada biraz ısıtıp aromasının dışarı çıkmasını sağlayın. Aşureye fındıkları ekleyip iyice karıştırın.Aşureyi kaselere boşaltıp soğuması için bekleyin. Soğumasını beklemezseniz yaptığınız süsler aşurenin içine çöker. 
NOT:Aşurenin içine istediğiniz her malzemeyi koyabilirsiniz. İllaki şu olacak bu olacak diye bir şey yok.
Eğer fındıklarınız kabuklu kavrulmamış fındık ise kabuklarını kırın ve iç fındıkları tavaya koyup ocağın üstünde sallaya sallaya kavurun. Başından ayrılmayın yanabilir. Kabukları iyice ayrılıp kavrulmuş kokusu gelen fındıkları bir mutfak havlusuna döküp havluyu kapatın ve elinizle ovalayarak kabuklarından kolayca ayırın. Dilerseniz bütün halde ,dilerseniz kırılmış olarak aşureye ekleyin. Bence çoook güzel bir tat katıyor.
AFİYET OLSUN!!!!!!!

Thursday, November 25, 2010

YOĞUN KAKAOLU KEK

Allahım nasıl bir bezginliktir bu bilemiyorum. Yayınlanmayı bekleyen onlarca tarif varken ben hergün bloğumu açıp şöyle bir bakıp kapatıyorum....Elim klavyeye uzanamıyor adeta...Yazmak gelmiyor içimden...Yorgunum çoook ama çoook yorgunum. Bugün dedimki kesin birşey yayınlamalı şu şeytanın bacağını kırmalı:)) Söz vermeyeyim ama eskisi gibi paylaşmaya,dolaşıp yorumlar yazmaya devam....Yani umarım:))
Bu kek benim yıllardır severek yaptığım bir kek. Aslında herkesin yaptığı basit bir kek..Ama kakaolu kek yapmak ne kadar kolaysa o kadarda zordur...Biraz ununu fazla kaçırsanız lastik gibi olur. Tam kıvamında pişmezse kupkuru olur. Oysaki bu kek piştiğinin ertesi günü ıslak kek kıvamına gelen inanılmaz lezzetli bir kek.
Neredeyse bütün hamileliğim boyunca abartısız her sabah kahvaltımı üç dilim kakaolu kek,bal,krema ve çikolata dörtlüsüyle yaptım:))) Ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır tabi ama hamilelik böyle birşey,insana hiç yapmam dediği şeyleri bile yaptırır...Daha yatakta gözümü açarken bile bu kekin hayali ile uyanırdım. Şimdi o yüzden bu kadar beğendiğimi düşünebilirsiniz ama yok yok değil bugüne kadar yiyipte tarif almayan olmadı:))
Tamam tamam bir kek için bu kadar konuşulur mu dediğinizi duyar gibiyim. Hemen geçiyorum tarife:))
MALZEMELER:
3 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı süt
Yarım su bardağından biraz fazla sıvıyağ
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2,5 su bardağı un
50 gr kakao(ben doktor oetkerin 50 gr lık paketini kullanıyorum)
Arzu ederseniz iri çekilmiş fındık yada ceviz içi (çok yakışıyor aynı topkeklere benziyor.)
YAPILIŞI:
Yumurta,tozşeker ve vanilyayı mikser yardımıyla iyice çırpın. Yumurtaların rengi beyazlayıp krema kıvamına gelene kadar çırpmaya devam edin. Daha sonra sırası ile süt ve sıvıyağı ilave ederek karıştırın. Un,kakao ve kabartma tozunu ayrı bir kaba eleyin ki içinde top top parçalar kalmasın,içine hava girsin kek daha güzel kabarsın. Elediğiniz kuru karışımı sıvı karışıma ekleyin,yedirene kadar karıştırın. İsterseniz ceviz yada fındık içini ilave edin. Katı yağ ile yağladığınız kek kalıbına boşaltın. Fırınınızı 180 dereceye ayarlayıp kalıbı soğuk haldeki fırına koyun.Kek iyice kabarıp çatlayınca,yani kabarması durunca fırının ayarını 160 dereceye düşürün. Toplamda 45 dakika kadar pişirin. Kürdanla kontrol ederek fırından çıkartın. Kalıp soğuyunca ters çevirerek çıkartın.
Gelelim püf noktalarına
Kakolu kek koyu renkli olduğu için fırının ısısını düşürmezseniz pişmeden kenarları yana biliyor ve farkedilmiyor.ancak fırından çıkınca görüyorsunuz:))
Benim fırınım statik bir fırın o yüzden bu keki pişirme metodum bu turbo fırınlarda pişme süresi farklı olabilir kendi fırınınıza göre kontrol ederek pişirebilirsiniz.
Çok fazla pişerse kuru oluyor o yüzden kontrol edin ve kürdan ilk temiz çıktığında fırından çıkartın,biraz daha içini çeksin diye beklemeyin.
Aslında bütün kekler için geçerli ama özellikle bu kek bir gün dinlendirildikten sonra kesilirse çok daha lezzetli ve pürüzsüz kesilmiş dilimler oluyor.
Bu keki mutlaka buzdolabında saklayın. Özellikle buzdolabında beklediğinde bekledikçe güzelleşiyor her yiyen ıslak kek zannediyor.
Şefin tavsiyesi kekin üstüne nutella sürüp yiyin vazgeçemeyeceksiz:)))
Sonra gelin beraber zayıflamaya çalışırız...
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!

Friday, August 27, 2010

MİLFÖYLÜ TALAŞ BÖREĞİ

Aslında bugün tarif yayınlamak gibi bir düşüncem yoktu. Ama Mintinin Mutfağı'nın düzenlediği sahur lezzetleri etkinliğine davet edildiğimi görünce dayanamadım. Davete icabet gerek diyip sıvadım kolları arşivimde bulduğum en uygun tarifi yayınlamaya karar verdim:)) Herkesin bildiği basit bir tarif ama bir o kadar da lezzetli....
MALZEMELER:
8 adet milföy hamuru
150 gr kuşbaşı et
1 adet kurusoğan
1 patates
1 havuç
1 su bardağı bezelye
Tuz
Karabiber
Pulbiber
Sıvıyağ
1 yumurta sarısı
Susam
YAPILIŞI:
Dondurucudaki milföy hamurlarını çözünmeleri için çıkartın. Diğer yanda kuşbaşi eti tencereye koyup kavurmaya başlayın. Kendi suyunu salıp çekene kadar bekleyin. Dana kuşbaşı kullanıyorsanız bu aşamada pişmiş olmayacağı için bir miktar su ekleyerek pişmeye bırakın. Suyunu iyice çekince eğer pişmişse yemeklik doğradığınız soğanları ve sıvıyağı ekleyip kavurun. Soğanlar pembeleşince tuz ve diğer baharatları ekleyip harmanlayın. Ocağı kapatıp soğumaya bırakın. Sebzeleri küçük küçük doğrayıp ayrı ayrı haşlayın. Haşlanan sebzeleri soğuk suya alıp hem renklerini hemde vitaminlerini korumalarını sağlayın. İyice süzdürün. Kavrulmuş etlerle sebzeleri birleştirin. İyice soğutun. Sıcak olursa milföy hamurları yırtılabilir. Oda ısısına gelen milföyleri elinizle biraz genişletin. İçine harçtan bolca koyup mantı kapatır gibi dört köşesini kapatın. Aralarında açıklık kalmayacak şekilde kenarlarını bastırın ki harç pişerken taşmasın. Kapattığınız hamurları ters çevirerek tepsiye yerleştirin. Üzerine yumurta sarısı sürüp susam serpin. 200 dereceye ısıtılmış fırında üstü nar gibi kızarana kadar pişirin.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!

Wednesday, August 25, 2010

SALATALIKLI SEMİZ OTU SALATASI

Semizotu salatasını bazen sade bazen de salatalık ilavesi ile yapıyorum. Bizim evde ikisi de çok sevilir. Ama bana sorarsanız bu hali daha lezzetli. Hatta birazcık nanede çok yakışıyor. Özel sofralarda bile zevkle sunulabilecek,lezzetli,sağlıklı ve şık bir salata......
MALZEMELER:
İstediğiniz kadar semizotu yaprağı
2-3 adet salatalık
2 diş sarımsak
Süzme yoğurt
Normal yoğurt
Tuz
Su
YAPILIŞI:
Semiz otu yapraklarını iyice yıkayıp süzülmesi için kenara ayırın. Salatalıkları yıkayıp kabuğunu hiç soymadan çok ince cips kalınlığında dilimleyin. Sarımsakları ezin. Süzme yoğurdu çok az su ilavesi ile çırpın. Normal yoğurdu ekleyip bütün malzemeleri iyice karıştırın. Üzerini salatalık dilimleri ile süsleyip servis yapın.
NOT:
Salatalıkları çok ince dilimlemek için sebze soyacağı kullanın. Elde o kadar ince dilimlemek zor oluyor ama sebze soyacağı hem kolaylıkla dilimliyor hem de bütün dilimlerin kalınlığı aynı oluyor.
Süzme yoğurt kullanmanız şart değil ama kesinlikle süzme yoğurtla yapılan salata daha pürüzsüz,kıvamlı ve lezzetli oluyor.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!

DOLMA İÇİ ÇORBASI:))

Yine bir değerlendirme projesi:)) Rahmetli annem çok becerikli bir kadındı....Hiçbir şeyi ziyan etmemeye çalışır. Yeni yeni şeyler üretirdi. Buda onun artan dolma içlerinden yaptığı benim bayılarak yediğim bir çorba...Ramazan günü insanın ne elinin nede gözünün ölçüsü olmaz ya ben hep fazla kaçırırım dolma harcını. Hep biberler biter harç kalır. Sorun değil hemen poşete koyar dondurucuya kaldırırım. Aradan birkaç gün geçincede bu çorbayı yaparım. Sizde bir deneyin belki seversiniz.....

MALZEMELER:
1 kase kıymalı dolma içi
1,5 çay bardağı kırmızı mercimek
2 yemek kaşığı tel şehriye
1-2 yemek kaşığı salça
Sıvıyağ
Tuz
Karabiber
Nane
Yeterince su
YAPILIŞI:
Tencereye sıvıyağ ile salçayı koyup iyice kavurun. Naneyi ekleyip biraz daha kavurun. Dolma harcını ilave edin .Mercimeği ekleyin. Yeterince su ekleyip pişmeye bırakın. Mercimek ve pirinçler iyice pişince tel şehriyeyi ilave edin. Tuz ve karabiberini ekleyip ocağı kapatın. Sıcak sıcak servis yapın.
NOT:
  1. Dolma harcı çiğ olarak hazırlanan harçtan olmalı.
  2. Kıymalı dolma harcı ile daha da lezzetli oluyor.
  3. Çorbanın kıvamını arzunuza göre ayarlayın ama ben oldukça koyu kıvamlı güzel olduğunu düşünüyorum.
  4. Çorbanın tadı ezogelin çorbaya benziyor ama kıymalı olunca sanki daha da lezzetli oluyor.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!!!

Monday, August 23, 2010

OĞMAÇ ÇORBASI (KURUFASULYE ÇORBASI)

    Malum ramazan ayı çorbasız olmaz....Bu benim çocukluğumdan beri çook severek yediğim bir çorbadır. Aslında rahmetli annemin birgün önceden artan kurufasülye yemeğini değerlendirmek için yaptığı bir çorbadır. Kurufasulye çook sevilen bir yemek olsada birkaç gün üst üste yenmez bıktırır ya insanı işte o zaman bu çorbayı yapın eminim seveceksiniz....
     Rahmetli babam bu çorba için bir hikaye anlatırdı. İçine hazırlanan hamur küçük küçük olmalıdır aslında. Hele pişirirken karıştırılmazsa kocaman hamur topları oluverir.... Adamın biri bir gün yemeğe misafir çağırmış. Evdede oğmaç çorbası varmış. Ama karısı bu çorbayı çok güzel yapamaz hamurları kocaman kocaman olurmuş. Adamda karısı misafire rezil omasın diye ben büyük büyük sevdiğim için hanım böyle yapar demiş. Karısı hemen atlamış aaa tencerede daha büyükleri de var...:))

      MALZEMELER:

      1 Su bardağı haşlanmış kurufasülye
      1 adet kurusoğan(Bütün olarak kullanılacak)
      2 yemek kaşığı salça
      2-3 yemek kaşığı un
      Yarım çay bardağı kadar su
      2-3 yemek kaşığı sıvıyağ
      Tuz
      Karabiber

      YAPILIŞI:
Evde önceden kalmış fasulye yemeğiniz varsa ona biraz daha su ,salça ve sıvıyağ ekleyerek ocağa koyun. Hazırda yemeğiniz yoksa haşlanmış kurufasulyeyi,bütün haldeki soğanı,salçayı,sıvıyağı,tuzu ekleyip ocağa koyun. Soğanı piştikten sonra içinden alın. Diğer yanda ayrı bir kap içine unu koyun üstüne azar azar su serperek parmak uçlarınızla yogurun. Öyle bütün bir hamur topu olmayacak küçük küçük iplikçikler sarkacak şekilde olacak. Bir nevi şehriye gibi yani. Küçük hamur parçacıkları elde edeceksiniz. Bu hamuru yavaş yavaş kaynayan fasulyeye ilave edin. Sık sık karıştırarak hamurlar pişine kadar pişirmeye devam edin. Çorba piştikten sonra bol karabiber ilavesi ile servis yapın.
            AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!

Monday, August 16, 2010

KIYMALI-PATATESLİ MUSKA BÖREĞİ

Uzun zaman olmuş bu resmi çekeli ama yayınlamamak olmaz di mi:)) Aslında sabah kahvaltısı için hazırlamıştım...Ramazanda da neden olmasın....Belki bir ara sıcak belki de sahur kahvaltısına...
MALZEMELER:
2 adet yufka
150 gr kıyma
2 adet patates
1 adet kurusoğan
Tuz
Karabiber
İÇ HARCI İÇİN:
1 çay bardağı süt
Yarım çay bardağı sıvıyağ
1 yumurta akı
ÜZERİ İÇİN:
1 adet yumurta sarısı
Susam ya da çörek otu
YAPILIŞI:
Kurusoğanı yemeklik doğrayın. 2 yemek kaşığı sıvıyağ ile iyice pembeleşene kadar kavurun. Kıymayı ekleyip kavurmaya devam edin. Küçük küpler halinde doğradığınız patatesleri de ekleyip ara sıra karıştırarak pişirin. En son tuzunu ve karabiberini ekleyip ocağı kapatın. İç harcı soğuması için kenara ayırın. Bir kapta yumurta akı,süt ve sıvıyağı çırpıcı yardımıyla iyice karıştırın. Yufkaları tezgahınıza açın.Dört parmak kalınlığında ince uzun şeritler kesin. Bu şeritlere fırça yardımıyla sıvı karışımdan sürüp iç harcını koyun ve muska şeklinde katlayın. Böreğin kalınlığının yeterli oldugunu düşündüğünüzde şeritleri kesebilirsiniz. Yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine yerleştirip üzerine yumurta sarısı sürün. Susam serpip önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında üstü kızarana kadar pişirin.

Afiyet Olsun!!!!!!!!!!!!!!!


Monday, August 9, 2010

GERİ DÖNDÜM!!!!!!!!!!

Ne kadar uzun zaman olmuş. Şimdi özlediğimi anlıyorum şu satırları yazarken. İyiki kapatmamışım blogumu diyorum için için:)) Bir ara yoğunluktan yazamadım. Galiba iki çocukla uğraşıp bir de çalışmak ağır geldi bana....Daha sonrasında çöken pc ye format atarken yanlışlıkla D ye de format atınca gitti bütün resimlerim. İnternetten programlar indirip tarattım inanamazsınız ama 14.000 küsür resim buldu. Her resimden onlarca :)) Günler sürdü ayıklama işleri...Tabi bütün bunlar benim acemiliğimden oldu büyük olasılıkla ama...İşte bu zamanlarda yayınlanmayı bekleyen resimlerimi bulamadığımı zannedip vazgeçtim yazmaktan. Sözde vazgeçiyorum ama ne yapsam resmini çekip düzenlemeden de bırakmıyorum:)) Galiba kıyamıyorum bloguma .....Velhasıl kelam bloguma devam etmeye karar verdim. Eğer beni unutmadıysanız ziyaretlerinizi ve güzel yorumlarınızı bekliyorum.

Saturday, October 31, 2009

SALATALIK TURŞUSU

Artık turşu zamanı geçmedi mi dediğinizi duyar gibiyim. Doğru geç kaldım ama hem işyerim hemde evim aynı zamanda taşınınca 4 hafta kadar internet bağlantısız yaşamak zorunda kaldım ve bütün kış hazırlıklarım geç kaldı. Arşivde yer alması için yayınlamak istedim. Hem mutlaka seneyede lazım olacak dimi yani:)) Rahmetli annemden öğrendiğim turşu metodu. Şimdiye kadar hiç şaşmadı. Hatta yaz başında turşu suyunu bolca hazırlayıp cam kavonozlarda saklıyorum. İçine konacak sebzeleri aldıkça hazır turşu suyumu kullanıyorum:)) Neden derseniz mutlaka kaynamış soğumuş su kullandığım için en azından soğuma aşamasını önceden halletmiş oluyorum:))
MALZEMELER:
İstediğiniz kadar turşuluk salatalık
1 baş soyulmuş sarımsak
1 lt turşu suyu için 5 silme yemek kaşığı turşu tuzu
1 lt turşu suyu için 1 çay bardağı sirke
1 avuç nohut
1 yemek kaşığı toz şeker
YAPILIŞI:
Salatalıkları suya koyup bir süre aralarındaki çamurların çıkması için bekletin. İyice yıkayıp bir kenara alın. Sarımsaklarınız soyulmamışsa dişlerine ayırıp su dolu bir kapta bekletin ki kabukları kolay soyulsun. Turşu için kullanacağınız suyunuzu iyice kaynatıp soğuması için bir kenarda bekletin. Nohutları yıkayıp kenara alın. Kavonozun içine salatalıkları ara sıra sarımsak ve nohut ekleyerek sıkı sıkı yerleştirin. Ayrı bir kapta soyuyan suya toz şeker,tuz ve sirkeyi koyup eriyene kadar karıştırın. Eğer tuzunuz şu kolay erimeyen tuzlardansa onu sıcak su içinde eritin. Hazır olan turşu suyunu salatalıkların üstünü örtene kadar kavonoza doldurun. Üzerine bir ağırlık yada bu iş için satılan plastik parçayı koyup kavonozu kapatın. Serin ve karanlık bir yerde saklayın.
Nohut turşu suyunun daha berrak olmasını sağlıyormuş. Rahmetli annem öyle söylerdi.
Şeker turşunuzun daha çabuk olmasını sağlıyor. Sirkeyi çok sevenlerdenseniz damak tadınıza göre sirke ve sarımsak ekleyebilirsiniz. Salatalıklar renk değiştirip sarımsı olduğunda turşunuz olmuş demektir. Eğer daha çabuk olmasını istiyorsanız sıcak su kullanın.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!

Monday, September 28, 2009

KİVİ MARMELATI

Bu tarif hiç bildiğim birşey değildi aslında. Evde kalan iki adet iyice olgunlaşmış kivi bu marmelata sebep oldu. İyi mi oldu derseniz bence iyi oldu. En azından görüntüsü çok hoş oldu. Tadına bakanlarda beğendiğine göre yayınlamaya layık bulundu vee karşınızda kivi marmelatı :))) Yaptıktan sonra nette biraz araştırdım daha önce kivi reçeli ve marmelatı deneyenler çok olmuş ama benim ilk defa yapıp ilk defa tattığım bir lezzet. Kavanozlar dolusu yapmasamda evde çeşit olsun,masaya renk katsın diye her sene bir kavanoz yapacağım bir marmelat tarifi olarak atasofrası menüsüne eklenmiş oldu......
MALZEMELER:
İstediğiniz kadar kivi(olgunlaşmış)
Toz şeker(Miktarı aşağıda belirtilecek)
Birkaç damla limon suyu
1 çay kaşığı tereyağ(çok köpüklenmemesi için)
YAPILIŞI:
Olgunlaşmış kivileri yıkayıp kabuklarını soyun. Üzerinde küçük kıllar kalmışsa tekrar yıkayıp iyice süzdürün. Rendenin kalın tarafı ile rendeleyip bir kaba koyun ve miktarını belirleyin. Rendelenmiş kiviyi tencereye boşaltın. Aynı ölçüde toz şekeri ve bir çay kaşığı tereyağı ekleyip ocağa koyun. Şeker eriyip kivi ile iyice karışınca ara sıra karıştırarak pişirin. Buzdolabında soğuttuğunuz çay tabağına marmelattan küçük bir parça damlatın. Tabağı çevirdiğinizde yavaş yavaş aşağı akıyorsa marmelatın kıvamı olmuştur. Unutmayın soğuduğunda ve dolaba konduğunda daha da koyulaşacak. En son birkaç damla limon suyu damlatıp bir taşım daha kaynatın. Kaynar durumdayken temiz kavonoza koyup kapağını sıkıca kapatın. Temiz bir bezin üzerine kavonozu ters çevirerek bir gece bekletin. Bu şekilde vakumlanan kapak sıkıca kapanacak ve bütün sene reçeliniz bozulmadan durabilecektir.
AFİYET OLSUN !!!!!!!!!!!

Monday, September 14, 2009

TARHANA YAPIMI

Rahmetli annemden öğrendiğim ev tarhanası...Aslında evde birsürü tarhanam vardı bu sene. Ama küçük oğlum artık kocaman bir adam oldu ve tarhana yemesi gerekiyor:)) Evdeki bütün tarhanalar ya acı ya da baharatlı olunca bende oğlum için acısız bir tarhana yoğurdum. Bu sayede az yapmak isteyenler içinde ölçü elde etmiş oldum. Bu ölçülerden 2,5 kilo kadar tarhana çıktı. Siz isterseniz ölçüleri arttırıp azaltabilirsiniz.
MALZEMELER:
2 adet domates
2 adet kırmızı biber
2 adet çarliston biber
1 adet kurusoğan
1 kase haşlanmış nohut
1 kase süzme yoğurt
Aldığı kadar un
YAPILIŞI:
1- Nohutları bir gece önceden suya koyup bekletin. Ertesi gün haşlayıp suyunu süzün. Bütün sebzeleri iyice yıkayıp temizleyin.
2-Sebzeleri iri parçalar halinde doğrayın. Üzerine 1,5 su bardağı su ekleyip ocağa koyun.
3- Sebzeleri iyice yumuşayıncaya kadar pişirip ocaktan alın.
4-Haşlanmış olan nohuta pişen sebzeleri ekleyip rondodan geçirin. Bu aşamada ince tel süzgeçtende geçirebilirsiniz. Ama ben sebzelerin kabuklarını atmak istemediğim için rondodan geçiriyorum. Merak etmeyin daha sonra bu kabuklar çorbanın üstünde yüzmüyor çünkü çok uzun aşamalardan geçeceği için görünmez hale geliyorlar.
5-Rondodan geçen sebzelerle koyu bir püre elde edin.
6-Bu püreye süzme yoğurt ekleyip elinizle iyice karıştırın.
7-Püreye aldığı kadar un ekleyip sertçe bir hamur elde edin. Bu hamuru büyükçe bir kaba koyup üstünü bezle yada kapakla örtün. Bu şekilde yaklaşık 5-7 gün kadar bekleyecek. Ne kadar uzun süre beklerse o kadar ekşi bir tarhana elde edersiniz. Bu süre zarfında tarhananız mayalanacağı için çokça kabaracak. Hergün sabah akşam yumruklarınızla tarhanayı yoğurup içindeki havayı çıkarmanız gerekiyor. Tarhananın kabarması durup güzel bir tarhana kokusu duyduğunuz zaman olmuş demektir.
1-Mayalanması biten tarhanayı elinizle yada bir kaşık yardımıyla küçük parçalara bölüp temiz bir bez üzerine yayın. Oda ısısında direk güneş görmeyen havadar bir yerde ara sıra önünü arkasını çevirerek kurutmaya çalışın.
2-Elinizle ufaladığınızda parmaklarınıza yapışmıyorsa hamurları biraz daha ufalayın. Bu işlem daha kolay kuruması ve rondodan geçirirken kolaylık olması için.
3-Biraz daha kuruyan tarhananızı daha da küçültüp ara sıra karıştırarak kurutmaya devam edin.
4-İyice kuruyan tarhanayı rondodan geçirerek temiz bir bez üzerine yayın. Gelip geçtikçe karıştırarak iyice kurumasını sağlayın.2-3 gün oda ısısında kurutup cam kavonozda yada bez torbalar içinde saklayın. Sakarya çok nemli olduğu için ben cam kavonozda saklıyorum. Bu şekilde uzun süre dayanıyor.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!

Wednesday, September 9, 2009

ÜMMÜŞ ÇORBASI

Neden Ümmüş çorbası derseniz. Tarifi arkadaşım Ümmüş'den aldım:)) Oda bir iftar yemeğinde yemiş ve çok beğenince tarifini alıp denemiş. Anlatınca hemen denemeliyim dedim. Çünkü yapımı ilginç,kendisi lezzetli ve özellikle çocuklar için besleyici bir çorbaydı. O akşam denedim ve ailece bayılarak yediğimiz bir çorba oldu bizde adını Ümmüş çorbası koyduk:)) Aslında her zaman yaptığımız yoğurt çorbası malzemeleri ama yapım aşaması değişik. Zaten dikkatimi çeken de o olmuştu. Eğer yoğurt çorbası yaparken kesilmesinden şikayetçi iseniz birde bu pişirme yöntemini deneyin. Kesinlikle kesilme diye bir risk yok. Çorba adeta kadife görünümünde,pürüzsüz ve oldukça kıvamlıydı. Deneyin pişman olmazsınız.
MALZEMELER:
3 adet tavuk baget
2 avuç erişte
2,5 su bardağı yoğurt
2 yemek kaşığı tepeleme un
1 adet yumurta
1-2 yemek kaşığı tereyağ
Kırmızı pul biber
YAPILIŞI:
Tavuk bagetleri iyice yıkayıp su ile haşlanmaya bırakın. İyice pişince etleri tencereden alıp içine erişteyi koyup pişmeye bırakın. Ayırdığınız tavuk etlerini derilerini ayırdıktan sonra küçük küçük didikleyin ve kaynayan erişteli tavuk suyuna ekleyin. Diğer yanda yoğurt,yumurta ve unu başka bir tencereye koyup iyice çırpın. Hiç su eklemeden ocağa koyup sürekli karıştırarak pişirin. Sakın korkmayın yoğurt kesilmiyor aksine muhallebi gibi kıvamlı bir şekilde pişiyor. Yoğurt ocakta fokurdamaya başlayınca kaynayan tavuk suyundan ilave edip sulandırın. Diğer tenceredeki malzemeleride üstüne ekleyip karıştırarak pişirin. Erişteler pişince çorbanız hazır demektir. Çorba oldukta koyu kıvamlı oluyor. Zaten özelliği buymuş. Ama siz nasıl yemek isterseniz ona göre tavuk suyu ekleyebilirsiniz. Üstüne kızdırılmış kırmızı biberli yağ dökerek servis yapın.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!

Wednesday, August 5, 2009

ELMALI TURTA

Uzun uzun aralar veriyorum farkındayım ama hayat öyle hızlı geçiyor ki benim için yetişemiyorum artık desem yeridir. İşe başlayınca eve döndüğüm her saniye evime ve çocuklarıma vakit ayırmaya çalışınca ve herşey düzeninde gitsin bozulmasın diye uğraşınca bazı şeyler ikinci plana ister istemez atılıyor galiba. Bende yeni şeyler deneyemeyince bari arşivimde bekleyen tarifleri yayınlayayım dedim. Tarif Emine Beder'e ait. Bu tarifi yıllardır yaparım ve ev ahalisinin bayılarak yediği her misafirimin önüne korkmadan çıkarabildiğim bir turtadır. Üstelik birkaç gün bayatlamadan saklanabilir. Bu ölçülerle büyük boy fırın tepsisine göre oluyor ama siz o kadar çok istemezseniz yarım ölçü hazırlayıp 28 cm lik kelepçeli kek kalıbında da yapabilirsiniz. Bu şekilde daha güzel bir görünümü oluyor.
MALZEMELER:
Hamuru için:
2 adet yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
1 paket margarin yada tereyağ(oda ısısında)
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un(Ele yapışmayan kurabiye hamuru kıvamında bir hamur olacak)
İç harcı için:
6 adet orta boy elma
Yarım su bardağı toz şeker
1 su bardağı iri dövülmüş fındık yada ceviz içi
1 tatlı kaşığı tarçın
Üzerine serpmek için:
Pudra şekeri
YAPILIŞI:
İlk önce elmaları iyice yıkayıp kabuklarını soyun. Hızlıca rendeleyin ve içine toz şekeri ekleyip ocağa koyun. Renk değiştirip koyulaşana kadar pişirin. Ateşten alıp içine fındık ve tarçını ekleyip iyice karıştırın. Soğuması için bir kenara alın. Diğer bir kapta hamur malzemelerini iyice yoğurarak hamuru hazırlayın. İki parçaya bölün. Bir parçasını ceviz büyüklüğünde parçalara ayırıp dondurucuya kaldırın. Ayırdığınız diğer parçayı elinizle yağlanmış kabın içine bastırarak yayın. Ne kadar ince olursa o kadar güzel oluyor. Soğuttuğunuz harcı hamurun üstüne yayın. Dondurucuda bekleyen parçaları tek tek alarak harcın üstüne rendenin kalın tarafı ile rendeleyin. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında üstü kızarana kadar pişirin. Soğuduktan sonra pudra şekeri serperek dilimleyip servis yapın
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!

Monday, May 25, 2009

KAYNANA BOĞAN KURABİYE:)))

Şimdi diyeceksiniz ki aylarca evde yatıp böyle kötü planlar mı yaptın :)) Yok çok şükür öyle bir çabam. Zaten herkesin bildiği nişastalı kurabiye ama bu ad çok yakıştığı için böyle yayınlamak istedim. Nişastayı sevenler için güzel bir lezzet. Ama servis ederken yanında içecek birşey ikram etmeyi unutmayın yoksa adına layık bir kurabiye oluverir:))
Tarif tarif defterinden Hülyalı adlı üyeye ait. Kendisine teşekkür ediyorum.
MALZEMELER:
400 gr mısır nişastası
1 su bardağı un
1 su bardağı pudra şekeri
1 paket vanilya
2 yumurta
250 gr tereyağ yada margarin(eritilmiş)
YAPILIŞI:
Bütün malzemeleri ekleyip ele yapışmayacak şekilde hamur yoğurun. İstediğiniz gibi şekil verip yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine dizin. Önceden ısıtılmış 150 derecelik fırında 30-35 dakika ya da fırınınızın özelliğine göre kontrol ederek beyaz kalacak şekilde pişirin.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Thursday, May 21, 2009

PROFİTEROL

Evet uzun bir aranın ardından açılışı güzel bir tatlıyla yapalım. Umarım artık düzenli yazabilirim. Aslında çok tatlı yemeyen biri olarak bu dört ayı gözlerim heryerde tatlı arayarak geçirdi. Durum böyle olunca da yeni tarifler denendi. Beğenilenler resimlenip kaydedildi:)) Bu tarif Oktay Usta'ya ait. Yapımı çok kolay ama sonuç süper lezzetli. Sizde profiteröl severseniz mutlaka deneyin derim. Bu ölçülerle 80-90 adet profiteröl hamuru çıkıyor. Yani üç tepsi kadar. Çünkü kabarma payını düşünüp iki cm aralıklarla sıkmak gerekiyor. Hamur fazla gelirse pişirip buzdolabında 3-4 gün derin dondurucuda aylarca saklayabilirsiniz. Ama fazla geleceğini sanmam bizim evde bir akşamda bitti:)) Krema ölçüsü tam geliyor fakat çikolata sosu iki ölçü yapmakta fayda var.
MALZEMELER:
Hamuru için:
1,5 su bardağı su
1,5 su bardağı un
100 gr tereyağ ya da margarin
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 tutam tuz
4 adet yumurta
Kreması için:
Yarım litre süt
4 çorba kaşığı un
1 su bardağı toz şeker
1 poşet toz şanti
Üzeri için:
1 paket çikolata sosu
Yarım litre süt
YAPILIŞI: Tencereye su,yağ,tuz ve şekeri koyup ocağa koyun. Kaynamaya başlayınca azar azar un ekleyerek karıştırın. Unun tamamını ekleyince tahta kaşıkla hızlı hızlı karıştırarak kısık ateşte pişirin. Pişen hamuru kenara alıp soğumaya bırakın. Ara sıra karıştırarak soğumasını sağlayın. Elinizin dayanacağı sıcaklığa gelince içine tek tek yumurtaları ekleyin. Her kırdığınız yumurtayı mikserle hamura iyice yedirmeden diğerini kırmayın. Hamur kekten daha sert ama kurabiyeden yumuşak yapışkan bir hal alıyor. Sıkma torbasına hamuru doldurup yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine küçük toplar halinde sıkın. Önceden ısıtılımış 150 derecelik fırında 50-60 dakika yani hamurlar kabarıp kızarana kadar pişirin. Hamuru pişirirken fırını asla açmayın. Pişen hamurları fırını kapatıp soğuyana kadar fırından çıkarmayın. Yoksa hamur çökebilir. Diğer yandan krema malzemelerini tencereye koyup muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Mikserle çırpıp havalandırın ve dolaba kaldırın. İyice soğudukça krema koyulaşıp kıvama gelecektir. Kremayı sıkma torbasına boşaltın. Pişirdiğiniz hamurları torbanın ucu ile bastırıp delin ve krema ile doldurun. Hamur kremayı ittiğinde dolmuş demektir. Hazır çikolata sosunu tarifine göre pişirin. Ilınınca hazırladığınız hamurların üstüne döküp hemen servis yapın. Yoksa hamurlar yumuşayabilir.
PÜF NOKTALARI:
1.Hamura koyacağınız yumurtalar mutlaka oda ısısında olmalı.
2.Yumurtaları hamur iyice soğuyunca ekleyin
3.Yumurtaları iyice hamura yedirmeden bir diğerini eklemeyin.
4. Fırın mutlaka ısıtılmış olmalı
5.Hamurlar pişine kadar fırının kapağını asla açmayın.
6.Pişme işlemi bitince fırını kapatın ve hamurları içinde 15-20 dakika soğumaya bırakın. Bu süre sonunda fırının kapağını
açın.

AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!

Saturday, March 21, 2009

BİZ GELDİİİİK!!!!!!!!!!!

Eveeeet sonunda döndüm ama yanlız değil. Artık küçük oğlumda hayatımıza eşlik ediyor. Benim sabırsız oğlum 18 Ocak'ta 37 haftalık olarak dünyaya geldi. Çok şükür sağlıklı bir bebek olarak doğdu,ikimizde zor günler geçirdik ve sonunda atlattık çok şükür. Şimdilik gaz problemiyle boğuşuyoruz. Onuda bitirince yeni tariflerle burada olmayı umuyorum. Allahım bunca zaman sonra küçük bir bebekle ilgilenmek ne kadar zormuş. İnsan annesinin kıymetini birkez daha anlıyor:)) İlk bebeğimde annem bakmıştı üç ay oğluma. Ben bu zor zamanlarını hiç hatırlamıyorum onun.. Çünkü sadece emziriyor ve kaçıyordum. Annem bana süt anne diyordu:)) Şimdi anlıyorum ne kadar zor olduğunu. Boşuna dememişler ana gibi yar olmaz diye. Öyle arıyor,öyle özlüyorum ki anlatamam. Kaç gündür ıspanaklı börek istiyor canım. Ama fırsat bulup yapmak ne mümkün. Rahmetli anacım olsa çoktan yollardı kargoya verip ... Aman neyse ben sadece oğlumun doğuşunu haber vermeye gelmiştim sizi de üzmeden gideyim artık. En yakın zamanda görüşmek üzere......
sevgiler.....

Tuesday, October 14, 2008

TAHİNLİ FINDIKLI KURABİYE

Artık hepiniz gelip gidememe sebebimi biliyorsunuz. Arayan soran herkese teşekkür ederim. Beni unutmadınız. Ben sizi merakta bıraktığım ,dönüp cevap yazamadığım halde siz güzel yorumlar yazmaya devam ettiniz. İyiki varsınız.... Şaka maka derken gebeliğimizin 6 ayını geride bıraktık.Kısaca kendimi ve yeni oğluşumu anlatayım size. Yaklaşık 1,5 aydır öksürüyorum. İlk başlarda ilaç kullanmamak için inat edince hastalığım ilerledi gitti. Nefes alamaz hatta yürüyemez hale geldim. Öksürmek kaslarımı o kadar yıprattı ki bacaklarımı hareket ettirip yürümek işkence haline geldi. Bu kadar ilerleyene kadar doktora niye gitmedin demeyin gittim verdiği ilaçlarıda kullandım ama bana mısın demedi:((( Daha sonra başka doktorlara da gittim. Şimdi üçüncü tur ilaçlarımı kullanıyorum. Neredeyse zatürre olacakmışım. Şimdi kutu kutu ilaçlarla iyileşmeye çalışıyorum. Allahtan bebeğim bu durumdan etkilenmedi. Normal bir şekilde ilerliyor ama öksürük çocuğu o kadar sarstı ki durmadan hareket ediyor. 6 ayımızı 3 kilo gibi küçük bir artışla geride bıraktık. Bu hafta yarım kilo daha vermişim ama umarım en kısa zamanda düzelir ve normale dönerim. Bu gün kendimi iyi hissedince arkadaşlarıma yeni tarif yazacağıma söz verdim. Şimdi siz aylar sonra insan sadece bir kurabiyeyle mi döner diye düşünebilirsiniz ama istek alan bir tarifti:))) Tarifin aslı çilekli.blogspot.com a ait. O haliyle bile mükemmel lezzette bir kurabiye ama ben kavrulmuş fındık tadını çok sevdiğim için yumurta akı ve kırılmış fındığa buladım. Evdekiler parmaklarını yedi:)) Bir tepsi o gece bitmişti...Unutmadan ben yarım ölçü hazırladım ve bir tepsi kurabiye elde ettim. Yani bereketli bir kurabiye. Ama siz siz olun çok yemeyin çünkü boooool kalorili ama hakkını verecek kadar da lezzetli.
MALZEMELER:
1 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı pudra şekeri
1 su bardağı tahin
1’er paket kabartma tozu ve vanilya
Aldığı kadar un(ortalama 5-5,5 bardak)
Üzeri için yumurta akı ve iri kırılmış fındık
YAPILIŞI:
Yumurta akı ve fındık hariç diğer malzemeleri iyice karıştırıp kurabiye hamurunu elde edin. Fırın tepsisine yağlı kağıt serin. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elinizle yuvarlayın. Üzerine hafif bastırıp önce yumurta akına sonra fındığa batırarak tepsiye aralıklı olarak dizin. 175 derece ısıtılmış fırında hafif pembeleşene kadar pişirin.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!
NOT:Ölçüler 2 büyük fırın tepsisi içindir.

Tuesday, July 15, 2008

:))))

Biliyorum çoook uzun bir ara oldu. Hergün merak eden arkadaşlarım yorumlar bırakıyor ama ben kimseye gidip teşekkür edecek hali bele kendimde bulamıyorum. Yok yok merak etmeyin hasta falan değilim:)) Sadece Atasofrası ailesi büyümeye karar verdi. Şu anda yaklaşık 10 haftalık olan bebeğimiz sadece peynir yemeyi ve uyumayı seviyor. Doğal olarak annesi de... Hormonlarımdaki değişiklikler beni sersem gibi yapıyor ve bulduğum her fırsatta uyumayı tercih ediyorum. Hatta gözümü açamıyorum denebilir:)) Pc başına oturmakta doğal olarak hayal oluyor. Bazen açıp sayfalarınıza bakıyorum ama en fazla 10 dakika ve bir yorum kadar sürüyor. O yüzden hepinizden özür diliyorum. Umarım bu süre çok uzun olmaz ve ben eski enerjimle burada olurum. Bu arada üç ay önce ne sıkıntılarla yazdığım geçici görevim bu cuma bitiyor. Farkında olmadan yeni iş arkadaşlarıma da çook alışmışım. Biraz burukluk yaşıyorum şu an. Burada çok güzel insanlarla tanıştım,çok iyi insanlarla karşılaştım. Çok güzel şeyler öğrendim. Belkide ilk defa gerçekten bir laboratuvar teknisyeni gibi çalıştım:)) Ah ahh birde şu nöbetler olmasaydı:))) Buda ne demek oluyor başlangıçta boşyere kendimi üzmüş boşyere sıkıntıya sokmuşum. Gerçekten her işte bir hayır varmış ve ön yargılı olmamak gerekiyormuş. Umarım onlarda benim kadar memnun kalmıştır. Umarım hayal kırıklığı yaratmamışımdır:)) Neyse lafı daha fazla uzatmadan yeni ve güzel tariflerle aranıza dönmeyi diliyorum. Lütfen gelip gitmiyorum diye beni unutmayın. Güzel yorumlarınızı bekliyorum......

Tuesday, June 10, 2008

HİNDİSTAN CEVİZLİ KARTOPU

Portakal ağacının ünlüüü hindistan cevizli kartopları. Çok uzun zamandır denemek istiyordum günüme nasip oldu. Gerçekten güzel bir tarif. Herkes çok begendi bütün gece tarif verdim:)) Yanlız tarifte toz şeker kullanılmış ama şeker erimediği için yerken çıtır çıtır hissediliyor. O yüzden bir daha denediğimde pudra şekeri yada robotta çektiğim toz şekeri kullanmayı düşünüyorum. Sonucunu yazarım bakalım formunda bir değişiklik olacak mı:))
MALZEMELER:
3-4 su bardağı hindistan cevizi
1 su bardağı süt tozu
1 kutu süt kreması
3/4 su bardağı tozşeker
YAPILIŞI:
Bütün malzemeleri iyice karıştırın. Biraz sertleşmesi için buzdolabında bekletin. Çıkarıp küçük toplar yapın ve hindistan cevizine bulayın. Servis zamanına kadar buzdolabında muhafaza edin.
NOT: Ben bu ölçülerin yarısını kullandım ve 12 kişiye yetecek kadar top çıktı.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!