Monday, August 16, 2010

KIYMALI-PATATESLİ MUSKA BÖREĞİ

Uzun zaman olmuş bu resmi çekeli ama yayınlamamak olmaz di mi:)) Aslında sabah kahvaltısı için hazırlamıştım...Ramazanda da neden olmasın....Belki bir ara sıcak belki de sahur kahvaltısına...
MALZEMELER:
2 adet yufka
150 gr kıyma
2 adet patates
1 adet kurusoğan
Tuz
Karabiber
İÇ HARCI İÇİN:
1 çay bardağı süt
Yarım çay bardağı sıvıyağ
1 yumurta akı
ÜZERİ İÇİN:
1 adet yumurta sarısı
Susam ya da çörek otu
YAPILIŞI:
Kurusoğanı yemeklik doğrayın. 2 yemek kaşığı sıvıyağ ile iyice pembeleşene kadar kavurun. Kıymayı ekleyip kavurmaya devam edin. Küçük küpler halinde doğradığınız patatesleri de ekleyip ara sıra karıştırarak pişirin. En son tuzunu ve karabiberini ekleyip ocağı kapatın. İç harcı soğuması için kenara ayırın. Bir kapta yumurta akı,süt ve sıvıyağı çırpıcı yardımıyla iyice karıştırın. Yufkaları tezgahınıza açın.Dört parmak kalınlığında ince uzun şeritler kesin. Bu şeritlere fırça yardımıyla sıvı karışımdan sürüp iç harcını koyun ve muska şeklinde katlayın. Böreğin kalınlığının yeterli oldugunu düşündüğünüzde şeritleri kesebilirsiniz. Yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine yerleştirip üzerine yumurta sarısı sürün. Susam serpip önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında üstü kızarana kadar pişirin.

Afiyet Olsun!!!!!!!!!!!!!!!


Monday, August 9, 2010

GERİ DÖNDÜM!!!!!!!!!!

Ne kadar uzun zaman olmuş. Şimdi özlediğimi anlıyorum şu satırları yazarken. İyiki kapatmamışım blogumu diyorum için için:)) Bir ara yoğunluktan yazamadım. Galiba iki çocukla uğraşıp bir de çalışmak ağır geldi bana....Daha sonrasında çöken pc ye format atarken yanlışlıkla D ye de format atınca gitti bütün resimlerim. İnternetten programlar indirip tarattım inanamazsınız ama 14.000 küsür resim buldu. Her resimden onlarca :)) Günler sürdü ayıklama işleri...Tabi bütün bunlar benim acemiliğimden oldu büyük olasılıkla ama...İşte bu zamanlarda yayınlanmayı bekleyen resimlerimi bulamadığımı zannedip vazgeçtim yazmaktan. Sözde vazgeçiyorum ama ne yapsam resmini çekip düzenlemeden de bırakmıyorum:)) Galiba kıyamıyorum bloguma .....Velhasıl kelam bloguma devam etmeye karar verdim. Eğer beni unutmadıysanız ziyaretlerinizi ve güzel yorumlarınızı bekliyorum.

Saturday, October 31, 2009

SALATALIK TURŞUSU

Artık turşu zamanı geçmedi mi dediğinizi duyar gibiyim. Doğru geç kaldım ama hem işyerim hemde evim aynı zamanda taşınınca 4 hafta kadar internet bağlantısız yaşamak zorunda kaldım ve bütün kış hazırlıklarım geç kaldı. Arşivde yer alması için yayınlamak istedim. Hem mutlaka seneyede lazım olacak dimi yani:)) Rahmetli annemden öğrendiğim turşu metodu. Şimdiye kadar hiç şaşmadı. Hatta yaz başında turşu suyunu bolca hazırlayıp cam kavonozlarda saklıyorum. İçine konacak sebzeleri aldıkça hazır turşu suyumu kullanıyorum:)) Neden derseniz mutlaka kaynamış soğumuş su kullandığım için en azından soğuma aşamasını önceden halletmiş oluyorum:))
MALZEMELER:
İstediğiniz kadar turşuluk salatalık
1 baş soyulmuş sarımsak
1 lt turşu suyu için 5 silme yemek kaşığı turşu tuzu
1 lt turşu suyu için 1 çay bardağı sirke
1 avuç nohut
1 yemek kaşığı toz şeker
YAPILIŞI:
Salatalıkları suya koyup bir süre aralarındaki çamurların çıkması için bekletin. İyice yıkayıp bir kenara alın. Sarımsaklarınız soyulmamışsa dişlerine ayırıp su dolu bir kapta bekletin ki kabukları kolay soyulsun. Turşu için kullanacağınız suyunuzu iyice kaynatıp soğuması için bir kenarda bekletin. Nohutları yıkayıp kenara alın. Kavonozun içine salatalıkları ara sıra sarımsak ve nohut ekleyerek sıkı sıkı yerleştirin. Ayrı bir kapta soyuyan suya toz şeker,tuz ve sirkeyi koyup eriyene kadar karıştırın. Eğer tuzunuz şu kolay erimeyen tuzlardansa onu sıcak su içinde eritin. Hazır olan turşu suyunu salatalıkların üstünü örtene kadar kavonoza doldurun. Üzerine bir ağırlık yada bu iş için satılan plastik parçayı koyup kavonozu kapatın. Serin ve karanlık bir yerde saklayın.
Nohut turşu suyunun daha berrak olmasını sağlıyormuş. Rahmetli annem öyle söylerdi.
Şeker turşunuzun daha çabuk olmasını sağlıyor. Sirkeyi çok sevenlerdenseniz damak tadınıza göre sirke ve sarımsak ekleyebilirsiniz. Salatalıklar renk değiştirip sarımsı olduğunda turşunuz olmuş demektir. Eğer daha çabuk olmasını istiyorsanız sıcak su kullanın.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!

Monday, September 28, 2009

KİVİ MARMELATI

Bu tarif hiç bildiğim birşey değildi aslında. Evde kalan iki adet iyice olgunlaşmış kivi bu marmelata sebep oldu. İyi mi oldu derseniz bence iyi oldu. En azından görüntüsü çok hoş oldu. Tadına bakanlarda beğendiğine göre yayınlamaya layık bulundu vee karşınızda kivi marmelatı :))) Yaptıktan sonra nette biraz araştırdım daha önce kivi reçeli ve marmelatı deneyenler çok olmuş ama benim ilk defa yapıp ilk defa tattığım bir lezzet. Kavanozlar dolusu yapmasamda evde çeşit olsun,masaya renk katsın diye her sene bir kavanoz yapacağım bir marmelat tarifi olarak atasofrası menüsüne eklenmiş oldu......
MALZEMELER:
İstediğiniz kadar kivi(olgunlaşmış)
Toz şeker(Miktarı aşağıda belirtilecek)
Birkaç damla limon suyu
1 çay kaşığı tereyağ(çok köpüklenmemesi için)
YAPILIŞI:
Olgunlaşmış kivileri yıkayıp kabuklarını soyun. Üzerinde küçük kıllar kalmışsa tekrar yıkayıp iyice süzdürün. Rendenin kalın tarafı ile rendeleyip bir kaba koyun ve miktarını belirleyin. Rendelenmiş kiviyi tencereye boşaltın. Aynı ölçüde toz şekeri ve bir çay kaşığı tereyağı ekleyip ocağa koyun. Şeker eriyip kivi ile iyice karışınca ara sıra karıştırarak pişirin. Buzdolabında soğuttuğunuz çay tabağına marmelattan küçük bir parça damlatın. Tabağı çevirdiğinizde yavaş yavaş aşağı akıyorsa marmelatın kıvamı olmuştur. Unutmayın soğuduğunda ve dolaba konduğunda daha da koyulaşacak. En son birkaç damla limon suyu damlatıp bir taşım daha kaynatın. Kaynar durumdayken temiz kavonoza koyup kapağını sıkıca kapatın. Temiz bir bezin üzerine kavonozu ters çevirerek bir gece bekletin. Bu şekilde vakumlanan kapak sıkıca kapanacak ve bütün sene reçeliniz bozulmadan durabilecektir.
AFİYET OLSUN !!!!!!!!!!!

Monday, September 14, 2009

TARHANA YAPIMI

Rahmetli annemden öğrendiğim ev tarhanası...Aslında evde birsürü tarhanam vardı bu sene. Ama küçük oğlum artık kocaman bir adam oldu ve tarhana yemesi gerekiyor:)) Evdeki bütün tarhanalar ya acı ya da baharatlı olunca bende oğlum için acısız bir tarhana yoğurdum. Bu sayede az yapmak isteyenler içinde ölçü elde etmiş oldum. Bu ölçülerden 2,5 kilo kadar tarhana çıktı. Siz isterseniz ölçüleri arttırıp azaltabilirsiniz.
MALZEMELER:
2 adet domates
2 adet kırmızı biber
2 adet çarliston biber
1 adet kurusoğan
1 kase haşlanmış nohut
1 kase süzme yoğurt
Aldığı kadar un
YAPILIŞI:
1- Nohutları bir gece önceden suya koyup bekletin. Ertesi gün haşlayıp suyunu süzün. Bütün sebzeleri iyice yıkayıp temizleyin.
2-Sebzeleri iri parçalar halinde doğrayın. Üzerine 1,5 su bardağı su ekleyip ocağa koyun.
3- Sebzeleri iyice yumuşayıncaya kadar pişirip ocaktan alın.
4-Haşlanmış olan nohuta pişen sebzeleri ekleyip rondodan geçirin. Bu aşamada ince tel süzgeçtende geçirebilirsiniz. Ama ben sebzelerin kabuklarını atmak istemediğim için rondodan geçiriyorum. Merak etmeyin daha sonra bu kabuklar çorbanın üstünde yüzmüyor çünkü çok uzun aşamalardan geçeceği için görünmez hale geliyorlar.
5-Rondodan geçen sebzelerle koyu bir püre elde edin.
6-Bu püreye süzme yoğurt ekleyip elinizle iyice karıştırın.
7-Püreye aldığı kadar un ekleyip sertçe bir hamur elde edin. Bu hamuru büyükçe bir kaba koyup üstünü bezle yada kapakla örtün. Bu şekilde yaklaşık 5-7 gün kadar bekleyecek. Ne kadar uzun süre beklerse o kadar ekşi bir tarhana elde edersiniz. Bu süre zarfında tarhananız mayalanacağı için çokça kabaracak. Hergün sabah akşam yumruklarınızla tarhanayı yoğurup içindeki havayı çıkarmanız gerekiyor. Tarhananın kabarması durup güzel bir tarhana kokusu duyduğunuz zaman olmuş demektir.
1-Mayalanması biten tarhanayı elinizle yada bir kaşık yardımıyla küçük parçalara bölüp temiz bir bez üzerine yayın. Oda ısısında direk güneş görmeyen havadar bir yerde ara sıra önünü arkasını çevirerek kurutmaya çalışın.
2-Elinizle ufaladığınızda parmaklarınıza yapışmıyorsa hamurları biraz daha ufalayın. Bu işlem daha kolay kuruması ve rondodan geçirirken kolaylık olması için.
3-Biraz daha kuruyan tarhananızı daha da küçültüp ara sıra karıştırarak kurutmaya devam edin.
4-İyice kuruyan tarhanayı rondodan geçirerek temiz bir bez üzerine yayın. Gelip geçtikçe karıştırarak iyice kurumasını sağlayın.2-3 gün oda ısısında kurutup cam kavonozda yada bez torbalar içinde saklayın. Sakarya çok nemli olduğu için ben cam kavonozda saklıyorum. Bu şekilde uzun süre dayanıyor.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!

Wednesday, September 9, 2009

ÜMMÜŞ ÇORBASI

Neden Ümmüş çorbası derseniz. Tarifi arkadaşım Ümmüş'den aldım:)) Oda bir iftar yemeğinde yemiş ve çok beğenince tarifini alıp denemiş. Anlatınca hemen denemeliyim dedim. Çünkü yapımı ilginç,kendisi lezzetli ve özellikle çocuklar için besleyici bir çorbaydı. O akşam denedim ve ailece bayılarak yediğimiz bir çorba oldu bizde adını Ümmüş çorbası koyduk:)) Aslında her zaman yaptığımız yoğurt çorbası malzemeleri ama yapım aşaması değişik. Zaten dikkatimi çeken de o olmuştu. Eğer yoğurt çorbası yaparken kesilmesinden şikayetçi iseniz birde bu pişirme yöntemini deneyin. Kesinlikle kesilme diye bir risk yok. Çorba adeta kadife görünümünde,pürüzsüz ve oldukça kıvamlıydı. Deneyin pişman olmazsınız.
MALZEMELER:
3 adet tavuk baget
2 avuç erişte
2,5 su bardağı yoğurt
2 yemek kaşığı tepeleme un
1 adet yumurta
1-2 yemek kaşığı tereyağ
Kırmızı pul biber
YAPILIŞI:
Tavuk bagetleri iyice yıkayıp su ile haşlanmaya bırakın. İyice pişince etleri tencereden alıp içine erişteyi koyup pişmeye bırakın. Ayırdığınız tavuk etlerini derilerini ayırdıktan sonra küçük küçük didikleyin ve kaynayan erişteli tavuk suyuna ekleyin. Diğer yanda yoğurt,yumurta ve unu başka bir tencereye koyup iyice çırpın. Hiç su eklemeden ocağa koyup sürekli karıştırarak pişirin. Sakın korkmayın yoğurt kesilmiyor aksine muhallebi gibi kıvamlı bir şekilde pişiyor. Yoğurt ocakta fokurdamaya başlayınca kaynayan tavuk suyundan ilave edip sulandırın. Diğer tenceredeki malzemeleride üstüne ekleyip karıştırarak pişirin. Erişteler pişince çorbanız hazır demektir. Çorba oldukta koyu kıvamlı oluyor. Zaten özelliği buymuş. Ama siz nasıl yemek isterseniz ona göre tavuk suyu ekleyebilirsiniz. Üstüne kızdırılmış kırmızı biberli yağ dökerek servis yapın.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!

Wednesday, August 5, 2009

ELMALI TURTA

Uzun uzun aralar veriyorum farkındayım ama hayat öyle hızlı geçiyor ki benim için yetişemiyorum artık desem yeridir. İşe başlayınca eve döndüğüm her saniye evime ve çocuklarıma vakit ayırmaya çalışınca ve herşey düzeninde gitsin bozulmasın diye uğraşınca bazı şeyler ikinci plana ister istemez atılıyor galiba. Bende yeni şeyler deneyemeyince bari arşivimde bekleyen tarifleri yayınlayayım dedim. Tarif Emine Beder'e ait. Bu tarifi yıllardır yaparım ve ev ahalisinin bayılarak yediği her misafirimin önüne korkmadan çıkarabildiğim bir turtadır. Üstelik birkaç gün bayatlamadan saklanabilir. Bu ölçülerle büyük boy fırın tepsisine göre oluyor ama siz o kadar çok istemezseniz yarım ölçü hazırlayıp 28 cm lik kelepçeli kek kalıbında da yapabilirsiniz. Bu şekilde daha güzel bir görünümü oluyor.
MALZEMELER:
Hamuru için:
2 adet yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
1 paket margarin yada tereyağ(oda ısısında)
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un(Ele yapışmayan kurabiye hamuru kıvamında bir hamur olacak)
İç harcı için:
6 adet orta boy elma
Yarım su bardağı toz şeker
1 su bardağı iri dövülmüş fındık yada ceviz içi
1 tatlı kaşığı tarçın
Üzerine serpmek için:
Pudra şekeri
YAPILIŞI:
İlk önce elmaları iyice yıkayıp kabuklarını soyun. Hızlıca rendeleyin ve içine toz şekeri ekleyip ocağa koyun. Renk değiştirip koyulaşana kadar pişirin. Ateşten alıp içine fındık ve tarçını ekleyip iyice karıştırın. Soğuması için bir kenara alın. Diğer bir kapta hamur malzemelerini iyice yoğurarak hamuru hazırlayın. İki parçaya bölün. Bir parçasını ceviz büyüklüğünde parçalara ayırıp dondurucuya kaldırın. Ayırdığınız diğer parçayı elinizle yağlanmış kabın içine bastırarak yayın. Ne kadar ince olursa o kadar güzel oluyor. Soğuttuğunuz harcı hamurun üstüne yayın. Dondurucuda bekleyen parçaları tek tek alarak harcın üstüne rendenin kalın tarafı ile rendeleyin. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında üstü kızarana kadar pişirin. Soğuduktan sonra pudra şekeri serperek dilimleyip servis yapın
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!

Monday, May 25, 2009

KAYNANA BOĞAN KURABİYE:)))

Şimdi diyeceksiniz ki aylarca evde yatıp böyle kötü planlar mı yaptın :)) Yok çok şükür öyle bir çabam. Zaten herkesin bildiği nişastalı kurabiye ama bu ad çok yakıştığı için böyle yayınlamak istedim. Nişastayı sevenler için güzel bir lezzet. Ama servis ederken yanında içecek birşey ikram etmeyi unutmayın yoksa adına layık bir kurabiye oluverir:))
Tarif tarif defterinden Hülyalı adlı üyeye ait. Kendisine teşekkür ediyorum.
MALZEMELER:
400 gr mısır nişastası
1 su bardağı un
1 su bardağı pudra şekeri
1 paket vanilya
2 yumurta
250 gr tereyağ yada margarin(eritilmiş)
YAPILIŞI:
Bütün malzemeleri ekleyip ele yapışmayacak şekilde hamur yoğurun. İstediğiniz gibi şekil verip yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine dizin. Önceden ısıtılmış 150 derecelik fırında 30-35 dakika ya da fırınınızın özelliğine göre kontrol ederek beyaz kalacak şekilde pişirin.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Thursday, May 21, 2009

PROFİTEROL

Evet uzun bir aranın ardından açılışı güzel bir tatlıyla yapalım. Umarım artık düzenli yazabilirim. Aslında çok tatlı yemeyen biri olarak bu dört ayı gözlerim heryerde tatlı arayarak geçirdi. Durum böyle olunca da yeni tarifler denendi. Beğenilenler resimlenip kaydedildi:)) Bu tarif Oktay Usta'ya ait. Yapımı çok kolay ama sonuç süper lezzetli. Sizde profiteröl severseniz mutlaka deneyin derim. Bu ölçülerle 80-90 adet profiteröl hamuru çıkıyor. Yani üç tepsi kadar. Çünkü kabarma payını düşünüp iki cm aralıklarla sıkmak gerekiyor. Hamur fazla gelirse pişirip buzdolabında 3-4 gün derin dondurucuda aylarca saklayabilirsiniz. Ama fazla geleceğini sanmam bizim evde bir akşamda bitti:)) Krema ölçüsü tam geliyor fakat çikolata sosu iki ölçü yapmakta fayda var.
MALZEMELER:
Hamuru için:
1,5 su bardağı su
1,5 su bardağı un
100 gr tereyağ ya da margarin
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 tutam tuz
4 adet yumurta
Kreması için:
Yarım litre süt
4 çorba kaşığı un
1 su bardağı toz şeker
1 poşet toz şanti
Üzeri için:
1 paket çikolata sosu
Yarım litre süt
YAPILIŞI: Tencereye su,yağ,tuz ve şekeri koyup ocağa koyun. Kaynamaya başlayınca azar azar un ekleyerek karıştırın. Unun tamamını ekleyince tahta kaşıkla hızlı hızlı karıştırarak kısık ateşte pişirin. Pişen hamuru kenara alıp soğumaya bırakın. Ara sıra karıştırarak soğumasını sağlayın. Elinizin dayanacağı sıcaklığa gelince içine tek tek yumurtaları ekleyin. Her kırdığınız yumurtayı mikserle hamura iyice yedirmeden diğerini kırmayın. Hamur kekten daha sert ama kurabiyeden yumuşak yapışkan bir hal alıyor. Sıkma torbasına hamuru doldurup yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine küçük toplar halinde sıkın. Önceden ısıtılımış 150 derecelik fırında 50-60 dakika yani hamurlar kabarıp kızarana kadar pişirin. Hamuru pişirirken fırını asla açmayın. Pişen hamurları fırını kapatıp soğuyana kadar fırından çıkarmayın. Yoksa hamur çökebilir. Diğer yandan krema malzemelerini tencereye koyup muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Mikserle çırpıp havalandırın ve dolaba kaldırın. İyice soğudukça krema koyulaşıp kıvama gelecektir. Kremayı sıkma torbasına boşaltın. Pişirdiğiniz hamurları torbanın ucu ile bastırıp delin ve krema ile doldurun. Hamur kremayı ittiğinde dolmuş demektir. Hazır çikolata sosunu tarifine göre pişirin. Ilınınca hazırladığınız hamurların üstüne döküp hemen servis yapın. Yoksa hamurlar yumuşayabilir.
PÜF NOKTALARI:
1.Hamura koyacağınız yumurtalar mutlaka oda ısısında olmalı.
2.Yumurtaları hamur iyice soğuyunca ekleyin
3.Yumurtaları iyice hamura yedirmeden bir diğerini eklemeyin.
4. Fırın mutlaka ısıtılmış olmalı
5.Hamurlar pişine kadar fırının kapağını asla açmayın.
6.Pişme işlemi bitince fırını kapatın ve hamurları içinde 15-20 dakika soğumaya bırakın. Bu süre sonunda fırının kapağını
açın.

AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!

Saturday, March 21, 2009

BİZ GELDİİİİK!!!!!!!!!!!

Eveeeet sonunda döndüm ama yanlız değil. Artık küçük oğlumda hayatımıza eşlik ediyor. Benim sabırsız oğlum 18 Ocak'ta 37 haftalık olarak dünyaya geldi. Çok şükür sağlıklı bir bebek olarak doğdu,ikimizde zor günler geçirdik ve sonunda atlattık çok şükür. Şimdilik gaz problemiyle boğuşuyoruz. Onuda bitirince yeni tariflerle burada olmayı umuyorum. Allahım bunca zaman sonra küçük bir bebekle ilgilenmek ne kadar zormuş. İnsan annesinin kıymetini birkez daha anlıyor:)) İlk bebeğimde annem bakmıştı üç ay oğluma. Ben bu zor zamanlarını hiç hatırlamıyorum onun.. Çünkü sadece emziriyor ve kaçıyordum. Annem bana süt anne diyordu:)) Şimdi anlıyorum ne kadar zor olduğunu. Boşuna dememişler ana gibi yar olmaz diye. Öyle arıyor,öyle özlüyorum ki anlatamam. Kaç gündür ıspanaklı börek istiyor canım. Ama fırsat bulup yapmak ne mümkün. Rahmetli anacım olsa çoktan yollardı kargoya verip ... Aman neyse ben sadece oğlumun doğuşunu haber vermeye gelmiştim sizi de üzmeden gideyim artık. En yakın zamanda görüşmek üzere......
sevgiler.....

Tuesday, October 14, 2008

TAHİNLİ FINDIKLI KURABİYE

Artık hepiniz gelip gidememe sebebimi biliyorsunuz. Arayan soran herkese teşekkür ederim. Beni unutmadınız. Ben sizi merakta bıraktığım ,dönüp cevap yazamadığım halde siz güzel yorumlar yazmaya devam ettiniz. İyiki varsınız.... Şaka maka derken gebeliğimizin 6 ayını geride bıraktık.Kısaca kendimi ve yeni oğluşumu anlatayım size. Yaklaşık 1,5 aydır öksürüyorum. İlk başlarda ilaç kullanmamak için inat edince hastalığım ilerledi gitti. Nefes alamaz hatta yürüyemez hale geldim. Öksürmek kaslarımı o kadar yıprattı ki bacaklarımı hareket ettirip yürümek işkence haline geldi. Bu kadar ilerleyene kadar doktora niye gitmedin demeyin gittim verdiği ilaçlarıda kullandım ama bana mısın demedi:((( Daha sonra başka doktorlara da gittim. Şimdi üçüncü tur ilaçlarımı kullanıyorum. Neredeyse zatürre olacakmışım. Şimdi kutu kutu ilaçlarla iyileşmeye çalışıyorum. Allahtan bebeğim bu durumdan etkilenmedi. Normal bir şekilde ilerliyor ama öksürük çocuğu o kadar sarstı ki durmadan hareket ediyor. 6 ayımızı 3 kilo gibi küçük bir artışla geride bıraktık. Bu hafta yarım kilo daha vermişim ama umarım en kısa zamanda düzelir ve normale dönerim. Bu gün kendimi iyi hissedince arkadaşlarıma yeni tarif yazacağıma söz verdim. Şimdi siz aylar sonra insan sadece bir kurabiyeyle mi döner diye düşünebilirsiniz ama istek alan bir tarifti:))) Tarifin aslı çilekli.blogspot.com a ait. O haliyle bile mükemmel lezzette bir kurabiye ama ben kavrulmuş fındık tadını çok sevdiğim için yumurta akı ve kırılmış fındığa buladım. Evdekiler parmaklarını yedi:)) Bir tepsi o gece bitmişti...Unutmadan ben yarım ölçü hazırladım ve bir tepsi kurabiye elde ettim. Yani bereketli bir kurabiye. Ama siz siz olun çok yemeyin çünkü boooool kalorili ama hakkını verecek kadar da lezzetli.
MALZEMELER:
1 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı pudra şekeri
1 su bardağı tahin
1’er paket kabartma tozu ve vanilya
Aldığı kadar un(ortalama 5-5,5 bardak)
Üzeri için yumurta akı ve iri kırılmış fındık
YAPILIŞI:
Yumurta akı ve fındık hariç diğer malzemeleri iyice karıştırıp kurabiye hamurunu elde edin. Fırın tepsisine yağlı kağıt serin. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elinizle yuvarlayın. Üzerine hafif bastırıp önce yumurta akına sonra fındığa batırarak tepsiye aralıklı olarak dizin. 175 derece ısıtılmış fırında hafif pembeleşene kadar pişirin.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!
NOT:Ölçüler 2 büyük fırın tepsisi içindir.

Tuesday, July 15, 2008

:))))

Biliyorum çoook uzun bir ara oldu. Hergün merak eden arkadaşlarım yorumlar bırakıyor ama ben kimseye gidip teşekkür edecek hali bele kendimde bulamıyorum. Yok yok merak etmeyin hasta falan değilim:)) Sadece Atasofrası ailesi büyümeye karar verdi. Şu anda yaklaşık 10 haftalık olan bebeğimiz sadece peynir yemeyi ve uyumayı seviyor. Doğal olarak annesi de... Hormonlarımdaki değişiklikler beni sersem gibi yapıyor ve bulduğum her fırsatta uyumayı tercih ediyorum. Hatta gözümü açamıyorum denebilir:)) Pc başına oturmakta doğal olarak hayal oluyor. Bazen açıp sayfalarınıza bakıyorum ama en fazla 10 dakika ve bir yorum kadar sürüyor. O yüzden hepinizden özür diliyorum. Umarım bu süre çok uzun olmaz ve ben eski enerjimle burada olurum. Bu arada üç ay önce ne sıkıntılarla yazdığım geçici görevim bu cuma bitiyor. Farkında olmadan yeni iş arkadaşlarıma da çook alışmışım. Biraz burukluk yaşıyorum şu an. Burada çok güzel insanlarla tanıştım,çok iyi insanlarla karşılaştım. Çok güzel şeyler öğrendim. Belkide ilk defa gerçekten bir laboratuvar teknisyeni gibi çalıştım:)) Ah ahh birde şu nöbetler olmasaydı:))) Buda ne demek oluyor başlangıçta boşyere kendimi üzmüş boşyere sıkıntıya sokmuşum. Gerçekten her işte bir hayır varmış ve ön yargılı olmamak gerekiyormuş. Umarım onlarda benim kadar memnun kalmıştır. Umarım hayal kırıklığı yaratmamışımdır:)) Neyse lafı daha fazla uzatmadan yeni ve güzel tariflerle aranıza dönmeyi diliyorum. Lütfen gelip gitmiyorum diye beni unutmayın. Güzel yorumlarınızı bekliyorum......

Tuesday, June 10, 2008

HİNDİSTAN CEVİZLİ KARTOPU

Portakal ağacının ünlüüü hindistan cevizli kartopları. Çok uzun zamandır denemek istiyordum günüme nasip oldu. Gerçekten güzel bir tarif. Herkes çok begendi bütün gece tarif verdim:)) Yanlız tarifte toz şeker kullanılmış ama şeker erimediği için yerken çıtır çıtır hissediliyor. O yüzden bir daha denediğimde pudra şekeri yada robotta çektiğim toz şekeri kullanmayı düşünüyorum. Sonucunu yazarım bakalım formunda bir değişiklik olacak mı:))
MALZEMELER:
3-4 su bardağı hindistan cevizi
1 su bardağı süt tozu
1 kutu süt kreması
3/4 su bardağı tozşeker
YAPILIŞI:
Bütün malzemeleri iyice karıştırın. Biraz sertleşmesi için buzdolabında bekletin. Çıkarıp küçük toplar yapın ve hindistan cevizine bulayın. Servis zamanına kadar buzdolabında muhafaza edin.
NOT: Ben bu ölçülerin yarısını kullandım ve 12 kişiye yetecek kadar top çıktı.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!

Sunday, June 1, 2008

BUĞDAY SALATASI

Yine uzun zaman oldu ama artık kusuruma bakmayın:)) Gün menüsündeki tarifleri vermeye bu tadına aşık olduğum salata ile başlamak istedim. Tarifi ilk defa yesilkivi.com da gördüğümde renk cümbüşüne bayılmıştım. Kendisine tarif için çok teşekkür ediyorum. Buğdayın faydalarını bilip nerede kullanabileceğimi düşünürken çıktı bu tarif karşıma. İyiki denemişim ben bayıldım lezzetine. Gündeki herkes tarifini istedi. Deneyin pişman olmazsınız:))
MALZEMELER:
2 su bardağı haşlanmış buğday
3 domates(ben kullanmadım)
3 tane kırmızı biber
Yarım demet maydonoz
2-3 tane taze soğan
Yarım demet dereotu(ben evde olmadığı için kullanmadım)
1 su bardağı haşlanmış mısır
1 limon suyu
Yarım çay bardağı zeytinyağı
Tuz
3-4 yemek kaşığı nar ekşisi(kesinlikle olmazsa olmaz)
YAPILIŞI:
Buğdayı bir gece öncesinden sıcak su ile ıslatıp bekletin. Ertesi gün yıkayıp limonlu tuzlu suda haşlayın. Pişen buğdayları süzdürüp soğumaya bırakın. Diğer yandan tüm malzemeleri küçük küçük doğrayın. Doğranan malzemeleri buğdaya ekleyip karıştırın. Nar ekşisi,limon suyu,tuz ve zeytinyağını ekleyip iyice karıştırın. Salatanız hazır demektir.....
Ben misafirlerimin geliş saatine kadar tuzunu ilave etmedim. Sebzeler yumuşayıp kötü görünmesinler diye. Domatesi salatalarda sevmediğim için koymadım ama lezzetli olabileceğini düşünüyorum. Nar ekşisi benim çok severek yediğim birşey olmamasına rağmen bu salataya inanılmaz tat katıyor. Nar ekşisi olmazsa güzel olmaz diye düşünüyorum:))
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!

Sunday, May 25, 2008

GÜN MENÜSÜ

Ben bir ev kuşu olarak en çok sevdiğim şey misafir ağırlamaktır. Ama gezmeyi hele de eşim yanımda yokken gezmeyi hiç beceremedim takiii bu apartmana taşınıp yeni komşularımla tanışana kadar:)) Bizim binada çok güzel insanlar var gün yapalım daha sık görüşelim diyince deneyeyim bakalım nasıl birşey bu iş dedim:)) Tamamına gidemesemde çok hoş akşamlar geçirdim aralarında ve en son gün bu cumartesi akşamı bende oldu.
Çok güzel bir menü planlamıştım aslında ama çarşamba günü ilk nöbetimi tuttum hastanede:)) Tabii nöbet bitiminde berbat bir mide bulantısı,kusma,baş dönmesi derken kendimi iki gün evde hiç kalkmadan yatarken buldum....O derece ki oğlum anne ben acıktım dediğinde gözümü açtım ve saat akşamın beşi olmuş çocuğum ben hastayım diye sesini çıkarmadan aç aç oturup beklemiş. Eğer cumartesi sabahıda kötü uyansaydım günü ertelemek zorunda kalacaktım. Allahtan biraz daha iyiydim ve düşündüğüm menü olmasada daha basit şeylerle güzel bir menü hazırladım ve çok şükür güzel bir akşam geçirdik:))
Menüde neler mi vardı ?
Peynirli buzluk böreği
Patatesli kıymalı çarşaf böreği
Makarna salatası
Buğday salatası (yesilkivi.com dan)
Süslü patates salatası
Hindistan cevizli kartopu (portakalagaci.com dan)
Beyaz çikolatalı ganaj pasta
Söz veriyorum oğlumun doğum günü menüsüne dönmeyecek ve eksik olan tarifleri en kısa zamanda yayınlayacağım:)))

Tuesday, May 13, 2008

MARMELATLI KURABİYE

Bu tarif oğlumun doğum günü menüsünden:)) Bir çoğunuzun bildiği bir tarif aslında. Ama ben ilk defa denedim. Birçok tarif araştırıp sonunda sevgili mutfak güncesi nin tarifinde karar kıldım. Biz ailece çok beğendik. Hatta o akşam tam üç tepsi yapmak zorunda kaldım çünkü bir tepsisi eşim tarafından silip süpürüldü:)) Hani kaynana boğan diye bir kurabiye vardır. İçinde bolca nişasta olduğu için bu adı almıştır:)) Bu kurabiyede içeriğindeki nişastadan dolayı ona benziyordu ama fındık ve marmelatla beraber mükemmel olmuştu.
MALZEMELER:
25-30 adet kurabiye için

100 gr yumuşak tereyağ
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı pudra şekeri
1,5 çay bardağı nişasta
2,5 su bardağı un
1 kaşık yoğurt(katı yerinden olacak)
1 yumurta(sarısı içine akı üstüne kullanılacak)
1 paket vanilya
Yarım paket kabartma tozu
1 portakal kabuğu rendesi(ben kullanmadım)
Süslemek için:
Kırılmış fındık
Reçel yada marmelat
YAPILIŞI:
Un,nişasta,pudra şekeri,vanilya ve kabartma tozunu kaba koyup tereyağını ekleyin. Kumlu bir hal alana kadar ovalayın. Sıvıyağ,yumurta sarısı,yoğurt ekleyip ele yapışmayacak kıvamda yumuşak bir hamur yoğurun.Bardağın büyüklüğüne göre unu arttırıp azaltabilirsiniz.Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın ortasına parmağınızla çukur yapın. Bastırdığınızda hamur çok çatlıyorsa bir süre dinlendirip deneyin. Önce yumurta akına sonra kırılmış fındığa batırıp tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 175 derecelik fırında 25-30 dakika pişirin. Fırına koyduktan bir süre sonra çukurlar kabarıp kapanmaya başlıyor bu aşamada fırını açıp oklava ile çukurları yeniden belirgin hale getirin:)) Fırından çıkan kurabiyeleri iyice soğutun. Ortalarına çay kaşığı ile marmelat doldurun. Ben ahududu reçeli ve çilek marmelatı kullandım. Çünkü kırmızı renk çok şık oluyor.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!

Sunday, May 4, 2008

MİNİK OĞLUMUN DOĞUMGÜNÜ PASTASI:))

Bu gördüğünüz yakışıklı benim minik oğlum:)) Yanındaki güzel kızda gelinimiz Sıla:)) Benim miniğim 11 Nisan'da 6 yaşını bitirdi ve kreşte güzel bir parti verdik. Daha doğduğu gün dün gibi ama oğlum kocaman bir adam oldu bile eylül'de okula başlayacak. Zaman mı hızlı geçiyor biz mi yaşlanıyoruz bilemiyorum ama evlat güzel şey. Rabbim isteyen herkese nasip etsin.....
Aslında ne hayaller kurmuştum aylardır araştırmalar yaptım pasta için. Güzel bir ambulans olacaktı bu pasta. Malzemelerimi temin etmekte gecikince kaldı malesef:(( Bu pastanın başına gelmeyen kalmadı. Herşey benim her zaman yaptığım pandispanya tarifi ile oynamamla başladı:)) Akıllılık edip 28 cm için yaptığım pandispanyayı 26 cm lik kalıba dökmem bütün hikayenin başlangıcı oldu. Aklım sıra her zaman 3 e kestiğim pandispanyayı biraz fazla pişirip 4 kata bölecektim. Çok masumane gibi görünen bu fikir son akşamda yapılmaya karar verilen pastanın bu berbat görünüme gelmesinin en büyük sebebi:)) Hani sizde benim gibi hatalara düşmeyin diye yayınlıyorum bu pastayı. Neyse keki kalıba döktüm koydum fırına. Başladı kabarmaya ama durmuyor. Sonra taşmaya başladı. Bir taraftan taşıyor bir taraftan fırının içine dökülenler yanıyor. Tabi ben fırını açmak zorunda kalıp yanan kekleri temizliyorum. Unutmadan o gece tam 13 çeşit hazırladım:)) Neyse sonunda pandispanya 1 saatten fazla bir zaman fırında tutulup pes edilerek çıkarıldı. Doğal olarak pasta yapmaktan bir daha vazgeçildi. Gece yarısına doğru bir baktım pandispanyanın içi pişmiş:)) Hemen aldım bıçağı elime ve tahmin ettiğiniz gibi bu pandispanyadan tam üç düzgün kat çıktı. Gözlerime inanamayarak hemen ganajı hazırladım. Çünkü pasta daha önce yayınladığım ganaj pastanın aynısı. Ganajı hazırladım pastayı halledip dışını kapladım attım dolaba. Bekle bekle donmaz. Saat ilerliyor ama benim ganaj donmamakta ısrarlı. Artık yorgunluktan elimi kolumu kaldıramayacak hale gelen ben eşimin ısrarlarına dayanamayıp yattım. Sabah 6 da uyandım. Dolabı açtım benim ganaj donmuş:)) O saatten sonra ne yapılabilir ki... Hemen sarı bir hamur hazırladım. Buzdolabından çıkardığım soğuk pastayı sarı hamurla kapladım. Tabi nolduuu şeker hamuru soğuk pastaya kaplanınca başladı terlemeye çünkü hava soğuk kolorifer yanıyor mutfak sıcak... Hemen pastayı balkona çıkardım. Tabi bu arada kurabiye kalıplarımla üstüne kelebekler yerleştirdim. Başka çarem yoktu çünkü o saatten sonra. Hem oğlumun sınıfının adı kelebekler olunca çokda uyumlu oldu:))) Pastayı balkonun kenarına koyup içeri girdim. Diğer gidecekleri paketlemek için. O arada noldu bilin yağmur başlamış.... Tabi pastanın bazı yerlerine yağmur damlaları gelmişti kiii allahtan farkettim. Ama üstündede küçük oyuklar oluşmuştu bile:)) Hemen üstüne küçük yuvarlaklar kesip yapıştırdım. Bu arada pastanın orta katını sütle ıslatmayıda unutmuşum. Pasta fırında 1 saatten fazla durunca kenarları sertleşmişti kalıptan ayırırken kenarları yamuk yumuk oldu:)) Bu gördüğünüz yamuk yumuk pasta tamamen benim eserim. Ömrümde yaptığım en kötü pastaydı:)) Demekki bir şeyi çok istememek gerekiyormuş:)) Sonuç böyle olabiliyor. Tadı mı nasıldı. Harika olmuştu. Yiyenler bayıldı ama.... İşte böyle bir doğum günü geçirdik. Hep güzel şeyler yayınlanmaz yaa buda nazarlığımız olsun dimi yani.......

Tuesday, April 29, 2008

PEYNİRLİ BÖREK

Bu aslında yeni bir tarif değil.Daha önce yaptığım pırasalı börekle aynı hamur. Tek farkı arasına tereyağ yerine zeytinyağı sürmem oldu. Malum katı yağdan uzak durmak lazım yaa:)) Bakalım zeytinyağlı nasıl olacak diye denedim. Tadı çooook güzeldi ama tabiki tereyağlı olan kadar çıtır olmamıştı. Tarif aramak istemeyenler için hamurun tarifi aşağıda.
MALZEMELER:
Hamur için(Bu ölçülerden iki tepsi çıkıyor)
1 yumurta
1 su bardağı süt
2 yemek kaşığı yoğurt
1 yemek kaşığı sirke
1 çay bardağı sıvıyağ(ben zeytinyağı kullanıyorum)
1 çay kaşığı kabartma tozu
Tuz
Aldığı kadar un (3-4 su bardağı kadar)
Hamurların arasına sürmek için bir su bardağı zeytinyağı
İçi için
Peynir
Maydonoz
YAPILIŞI:
Tüm hamur malzemelerini karıştırıp kulak memesi kıvamında bir hamur hazırlayın. Yarım saat kadar dinlendirip bezelere ayırın. Ben iki tepsi için 20 bezeye ayırıyorum.Bir tepsi için 10 beze kullanılacak. Beşi altta beşi üstte olacak. Tabak büyüklüğünde açtığınız bezelerin aralarına zeytinyağı sürüp beşini üst üste koyun. En üstüne yağ sürmeyin. Beş adet hamuru buzdolabına koyup on dakika kadar dinlendirin. Bu arada diğer beşide aynı şekilde hazırlayın. Dolaptan çıkardığınız hamuru bolca unladığınız zeminde açabildiğiniz kadar açın.8 üçgen parçaya bölün. Her birine peynir ve maydonoz karışımı ile hazırladığınız içten koyup sigara böreği sarar gibi sarın. Üzerine yumurta sarısı sürüp mavi haşhaş serpin. Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında kızarana kadar pişirin.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!!!!!

Thursday, April 24, 2008

AÇMA BÖREK TADINDA MİLFÖY BÖREĞİ!!!!!!!

Biliyorum uzun zaman oldu yeni tarif yayınlamayalı...Ama nedendir bilmem bu aralar elim hiç gitmiyor klavyeye. Aslında küçük oğlumun doğumgünüydü 11 Nisan. Onun için sabahlara kadar uğraştım. Çok güzel bir parti verdik kreşte...Ama görün ki onu bile yayınlayacak heyecanı bulamıyorum kendimde. Son zamanlar benim için pek güzel geçmedi. Yedi yıldır çalıştığım iş yerimden üç ay geçici görevle başka bir hastaneye yollandım. Hala şokunu üstümden atabilmiş değilim. Allahtan çok iyi insanların olduğu bir yerdeyim yine.Hepsi bana çok iyi davranıyor kendimi hiç yanlız hissetmiyorum aslında ama 11 yıllık çalışma hayatından sonra çömez olmak da zoruma gitmiyor değil. Farkında değilmişim ama kendi iş yerimi evim gibi benimsemişim:)) Şimdi kendimi yuvadan atılmış gibi hissediyorum. Belki üç ay sonra geri döneceğim ama zoruma gitti bir kere......
Neyse uzatmadan konuya geleyim... Bu ayki etkinliğimiz börekler ve ev sahibimiz sevgili Özlem. Aslında daha farklı börekler araştırmıştım ama bir baktım etkinlik gelmiş çatmış. Bende elimdeki tek börek resmi ile katılayım istedim:)) Özleme burdan sevgilerimi iletiyor ve başarılar diliyorum.
Bu börek milföy hamurundan yapılıyor ama yiyenler milföy olduğuna inanmıyor. Hatta açma börek zannedenler bile var:)) Bir arkadaşımın annesinin tarifi. Ertesi güne kaldığında bile güzeldi. Hani şu beklemiş milföydeki donuk tat bunda yoktu. Bir kerecikte olsa deneyin derim. Hem kolay hem lezzetli çünkü....
MALZEMELER:
Milföy hamuru (9 taneden bir tepsi çıktı)
İstediğiniz iç harç (Ben patatesli kıymalı ve peynirli olarak iki tepsi yaptım)
Un
Yumurta sarısı
1 çay kaşığı pekmez
Susam yada çörek otu
YAPILIŞI:
Milföy hamurlarını dolaptan çıkarıp çözünmesini sağlayın. Bu arada iç harcı hazırlayın. Pişirilerek yapılan bir harçsa iyice soğumalı ki hamuru yırtmasın. Çözünen milföyleri tek tek bolca unladığınız tezgaha alıp merdane ile açabildiğiniz kadar ince açın. Açarken bol bol un kullanın ki iyice büyüsün. Bir kare kendinin 4-5 katı büyüyor ve baklava yufkası kadar inceliyor. İncelen hamurun içine harcı koyup çok sıkıştırmadan rulo yapın. Tepsiye yan yana sıralayın. Üzerine yumurta sarısı ile pekmezi karıştırıp sürün. Susam yada çörek otu ile süsleyip istediğiniz gibi dilimleyin. Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında kızarana kadar pişirin. Dikkat edin pekmezden dolayı üstü çok çabuk kızarıyor. Sonra benimkiler gibi yanık bir görüntü olabilir:)))
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!

Wednesday, April 2, 2008

PIRASALI BÖREK

Rahmetli annemin meşhur böreğidir pırasalı börek. Uzun zaman olmuştu yapmayalı. Tadı damağımızda kaldı diyebilirim:)) Eşim önceleri pırasalı börek mii iyyy derken şimdi tam bir fanatik. Annem geleceğimizi duyunca hemen yapar koyardı önümüze. O zamanlarda birkaç kez denemiş ama onun kadar lezzetlisini yapamamıştım. Ama eşim artık annemden bile güzel yaptığımı söylüyor:)) Mutlaka deneyin derim çoook lezzetli ve kolay bir börek......
MALZEMELER:
Hamur için(Bu ölçülerden iki tepsi çıkıyor)
1 yumurta
1 su bardağı süt
2 yemek kaşığı yoğurt
1 yemek kaşığı sirke
1 çay bardağı sıvıyağ(ben zeytinyağı kullanıyorum)
1 çay kaşığı kabartma tozu
Tuz
Aldığı kadar un (3-4 su bardağı kadar)
Hamurların arasına sürmek için 250 gr tereyağ
İçi için
Yarım kilodan daha fazla pırasa
Tuz
Sıvıyağ
Pırpılçıka
Pırpılçıka bulamayanlar beyaz peynir kullanabilir:))
YAPILIŞI:
Tüm hamur malzemelerini karıştırıp kulak memesi kıvamında bir hamur hazırlayın. Yarım saat kadar dinlendirip bezelere ayırın. Ben iki tepsi için 20 bezeye ayırıyorum. Diğer yandan pırasaları temizleyip ince ince doğrayın. Çok az sıvı yağ ile yumuşayana kadar kavurun. Tuzunu ve pırpılçıkayı ilave edip soğumaya bırakın. Her bezeyi tabak büyüklüğünde açın. Bir tepsi için 10 beze kullanılacak. Beşi altta beşi üstte olacak. Tabak büyüklüğünde açtığınız bezelerin aralarına eritilmiş tereyağı döküp beşini üst üste koyun. En üstüne yağ sürmeyin. Beş adet hamuru buzdolabına koyup tereyağın donmasını sağlayın. Bu arada diğer beşide aynı şekilde hazırlayın. Dolaptan çıkardığınız hamuru bolca unladığınız zeminde açabildiğiniz kadar açın. Hamur lastik gibi olduğu için çok kolay açılıyor. Hatta açıldıkça açılıyor:)) Açtığınız hamuru tepsiye yerleştirip fazlalıklarını kenarlara doğru sarkıtın. Hazırladığınız içi yayın. Diğer beşten açtığınız hamuru üstüne yerleştirip kenarlarını tepsinize göre ayarlayın. Üzerine çatalla delikler yapıp kalan erimiş yağı üstüne dökün. Önceden ısıttığınız 200 derecelik fırında kabarıp nar gibi kızarana kadar pişirin. İlk sıcaklığı çıktıktan sonra dilimleyip servis yapın.
AFİYET OLSUN!!!!!!!!!!!